1 Mart 2019 Cuma

Maçın Ardından: Antalyaspor - Ankaragücü



Spor Toto Süper Lig'in 24. haftasında Ankaragücü, Antalyaspor deplasmanından 4-2'lik galibiyetle ayrıldı. Ankaragücü'nün gollerini Orgill(3) ve Boyd kaydederken, Antalyaspor'un golleri Chico ve Sangare'den geldi.

İlk yarı çok heyecanlıydı. 6 golün 5'i bu bölümde geldi. Önce Antalyaspor, Chico'nun kafasıyla öne geçti. 2 dakika sonra Orgill skoru eşitledi. 26'da tekrar sahnede Orgill vardı ve 2-1 öne geçti Ankaragücü. Sonra 30. dakikada Sangare skoru tekrar eşitlerken devrenin son bölümlerinde yine Orgill sahneye çıktı ve devre 3-2 sona erdi. İkinci yarıda ise Antalyaspor etkin olan taraftı fakat girdikleri pozisyonları değerlendiremediler. Son bölümde ise Ankaragücü bu kez Boyd ile golü buldu ve maç 4-2 sona erdi.


Maç Yorumu:

Ankaragücü'nün son dönemde yükselen bir performansı var ve bunu bu maçta da devam ettirdiler. Devre arasında yapılan transferlerle lige tekrar tutundular. Özellikle hücum hattını çok beğendim bu akşam. Çok etkin bir futbol oynamıyorlar fakat buldukları pozisyonları çok iyi değerlendiriyorlar. Özellikle Boyd ve Orgill bu konuda çok iyi. Bu akşam da hücumda en çok öne çıkanlar onlardı. Kulusic savunmada çok iyiydi, takımı bu yönde çok toparlıyor. Djedje ise orta bölümde birçok atağa engel oldu. Bu oyun düzeninde istikrar sağlarlarsa ligde kalacaklarını düşünüyorum.

Antalya ise ikinci yarıya çok iyi başlamamıştı ama son dönemde aldıkları puanlarla 7. sıraya kadar yükseldiler, Ankaragücü'ne ve alt sırada bulunan diğer takımlara göre çok rahatlar. Fakat yine de puan farkı çok fazla değil. Bunun en net örneği de ikinci yarıya 2. sırada başlayan Kasımpaşa'nın şu an bulunduğu yer. Birkaç maç üst üste puan kaybı yaparlarsa eğer kendilerini tekrar aynı bölgede bulabilirler.

Bu akşam hücum anlamında çok kötü değillerdi fakat savunmada resmen döküldüler. Ankaragücü'nün organize çıktığı her atakta kalelerinde gol gördüler. Bu anlamda kendilerini geliştirmeleri gerekiyor. Orta saha da bu akşam yeterince iyi değildi. Özellikle Serdar Özkan'ın neden oynadığını çözemedim. Ama ikinci yarı Bülent hoca Doukara ve Drole'in performanslarını görmüştür diye düşünüyorum. Doukara, Drole ve Amilton varken başka seçenekleri değerlendirmek bana biraz mantıksız geliyor. Sonuç olarak inişli çıkışlı bir performansları var ama ligi orta sıralarda bitirecekleri düşüncesindeyim.




Maçın Adamı:
Dever Orgill

Çok iyi bir maç çıkarttı. İlk yarı bulduğu tüm pozisyonları gole çevirdi. 41 dakikada hat-trick yaptı. Golü çok iyi kokluyor ve bu akşam yaptığı tüm işler çok akıllıcaydı. Ankaragücü'nün bu zorlu süreçte en çok ihtiyacı olacağı kişilerden biri olacaktır.


Maçın Hayalkırıklığı: Salih Dursun

Boffin'in de performansı kötüydü fakat Salih Dursun tüm maç genelinde baktığımızda daha kötü bir performans sergiledi bana göre. Savunmada Diego'ya hiç ayak uyduramıyor. Toplu oyunda kötü olması takımın çıkışlarına etki ediyor. Önceki haftalarda da birkaç hatası vardı. Performansını biraz daha yükseltmesi gerek.Yoksa formayı kaptırabilir.


Oyuncu Değerlendirme: Tyler Boyd

Son haftalarda yükselen bir performansı var. Bu maçta da Orgill'den sonra takımın en iyi oyuncusuydu. Maçı da 1 gol 2 asistle tamamladı zaten. İki kanatta da oynadı ve ikisinde de iyi bir performans gösterdi. Özellikle iki ve üçüncü gollerdeki asistleri çok önemliydi. Dolayısıyla Boyd maçın kazanılmasında önemli bir paya sahipti. Ayağı çok iyi ve gole çok yakın bir oyun tarzı var. Bu oyununu sürdürürse kendisini yakın zamanda daha iyi bir kulüpte görebiliriz.


Bu maçlık söyleyeceklerim bu kadardı, diğer yazılarda görüşmek dileğiyle.

26 Şubat 2019 Salı

Maçın Ardından: Beşiktaş - Fenerbahçe



Spor Toto Süper Lig'in 23. haftasında İnönü'de oynanılan maçta Beşiktaş, Fenerbahçe ile 3-3 berabere kaldı. Beşiktaş'ın gollerini Gökhan Gönül ve Burak Yılmaz(2) atarken Fenerbahçe'nin golleri Zajc, Sadık ve Hasan Ali'den geldi.


Maça Beşiktaş çok iyi başladı. Nitekim golü de 10. dakikada buldular. Sonrasında hiç hız kesmeden akınlara devam eden Beşiktaş bir de penaltı kazandı ve penaltıyı gole çeviren Burak Yılmaz skoru 2-0'a getirdi. Golden sonrasında da Beşiktaş etkindi fakat buldukları pozisyonları iyi değerlendiremediler. Devrenin sonuna doğru Fenerbahçe biraz kıpırdandı fakat Beşiktaş ani bir kontrayla bir gol daha bularak maçı 3-0'a getirdi. İkinci devrede ise çok farklı bir oyun vardı. Fenerbahçe iki değişiklikle başladı ikinci yarıya. Ve ilk yarıdan çok daha etkin bir oyun ortaya koydular. 55'te Zajc'ın golü geldi ve skor 3-1 oldu.Daha sonra duran toptan bir gol daha bulan Fenerbahçe skoru 3-2'ye getirdi. Akınlarına devam eden Fenerbahçe 2. golden 6 dakika sonra Hasan Ali ile skoru 3-3 yaptı.Sonrasında iki takım da gol pozisyonlarına girseler de bunu değerlendiremediler ve maç 3-3'lük beraberlikle sonuçlandı.


Maç Yorumu:

Beşiktaş maça çok iyi başladı. Özellikle orta sahada çok etkinlerdi. Hem Fenerbahçe'nin savunmadan top çıkaramamasında hem de oyunu Fenerbahçe yarı alanına yıkmakta başarılılardı. Bu da pozisyonları ve golleri getiren en büyük etkenlerden biriydi. Sağ kanattan yaptıkları akınlarda Gökhan'ın oynadığı oyun çok etkiliydi. Bu da kısa sürede skorun 2-0'a gelmesini sağladı. Daha sonra Fenerbahçe biraz kıpırdandı fakat Beşiktaş kontrayla bir gol daha buldu. Burada Burak'ın koşusu ve vuruşu çok başarılıydı. İkinci yarıda ise orta saha ilk yarıda oynadığı oyundan çok farklıydı. Tabii bunda Fenerbahçe'nin etkili oyunu da önemli bir unsurdu. Yedikleri ilk golden sonra bir telaş oyunu hakimdi. Belki de sakin kalabilseler alacakları bir maçtı ama başarılı olamadılar bu konuda. Özellikle rakibin sağ kanattaki oyunlarına engel olamadılar. Soldado'nun aldığı toplara da çözüm bulamayınca rakip çok rahat skora gidebildi. Daha kötü de olabilirdi sonuç Beşiktaş için, bence 3-3'ten sonra maçın böyle bittiğine şükretmeliler. Şampiyonluk yolunda çok büyük bir yara aldılar. Açılan farktan sonra şampiyon olabilmeleri çok küçük bir ihtimal artık.

Fenerbahçe ise maça beklediğimden kötü başladı. İlk 30 dakika boyunca neredeyse 3. bölgeye 1 defa falan geçtiler. Defanstan top çıkarmakta, orta sahada da top tutmakta zorlandılar. Birkaç pozisyonda Moses'in bireysel çabasıyla atağa çıkabildiler. İlk yarı boyunca duran toplar haricinde gole yakın pek bir pozisyonları yoktu. Ama ikinci yarı çok farklı bir futbol oynadılar. Bu da demek oluyor ki devre arasındaki konuşma takıma direkt etki etmiş. Değişikliklerle bereber ileride daha etkin hale geldiler. Özellikle Dirar-Valbuena ikilisi sağ kanattaki organizasyonların başrollerindeydi. Ve bu ikiliye ayak uyduran Soldado ve Zajc gibi isimler maçın dönmesinde önemli bir rol oynadılar. İlk golü bulduktan sonra hız kesmeden aynı tempoyla devam etmeleri çok önemliydi. Bu bölümde buldukları pozisyonların hemen hepsinden sonuç aldılar. Bu da maçın en kritik bölümüydü bence. 3-1'ken buldukları ilk pozisyonda gol gelmese belki de yavaş yavaş oyuna ortak olmaya başlayabilirdi Beşiktaş ama Fenerbahçe o bölümde art arda yakaladığı tüm pozisyonları değerlendirdi. Maçı çok kısa sürede 3-3'e getirdi. Eğer biraz daha sakin kalabilselerdi bu bölümden sonra 4'ü de bulabilirlerdi. Ama ilk yarıdaki skora bakıldığında yaptıkları işin ne derece büyük olduğunu görmezden gelemeyiz. Onlar için zor bir maçtı fakat buradan aldıkları 1 puan sadece 1 puan değil. Bu maçın verdiği özgüven önlerindeki diğer maçlara da etki edecektir.




Maçın Adamı:
Gökhan Gönül(Beşiktaş) - Nabil Dirar (Fenerbahçe)

Bu yazımda bir ilki gerçekleştirip maçın adamı bölümünde iki ayrı takımdan iki ayrı oyuncuya yer veriyorum. Yaz ve kış gibi çok farklı devreler geçirip, çok farklı skorlar gördüğümüz için maçı da ikiye ayırıp öyle değerlendirmek gerek diye düşündüm.

Gökhan Gönül maçın ilk yarısının adamıydı. Attığı golden önceki ataklarda çok istekliydi. Sonra golü buldu. Golden sonra ise penaltı yapılan oyuncuydu. İlk devre için maçı koparan oyuncuydu diyebilirim. Bunların dışında savunmada da çok istekliydi. Eski takımına karşı yüksek bir motivasyonla sahadaydı. Maç 3-3 değil de 3-2 bitseydi direkt maçın adamı olarak yazmam gerekecekti.

Nabil Dirar ise maçın dönmesinde en büyük paya sahip olan isimdi. Valbuena ve Soldado da çok iyi ve etkindi ama sağ kanattaki akınlarda başrolü oynayan Dirar'ın o bölgeye kattığı etkinlikle maçın döndüğünü düşünüyorum. İlk goldeki ortası çok iyiydi. Sonraki gollerin hepsi de bu bölgeden gelen toplardan oldu. Valbuena ve oyundan çıkana kadar Zajc'la iyi anlaştı. Kadroya geri döndüğü dönemden beridir çok iyi bir performans ortaya koyuyor. Bu oyunla kadroya ilk yazılacak isimlerden biri olmalı bence.


Maçın Hayalkırıklığı: Güven Yalçın

İlk yarı için düşünseydik bu bölüme Sadık'ı koyacaktım fakat ikinci yarı çok iyi bir performans gösterdi. Güven ilk yarıda takımına yeterince ayak uyduramadı ama takım, oyunu ve skoru aldığı için çok fazla önemli değildi bu durum. Ama ikinci yarı çok kötüydü. Devam eden etkisizliğinin üzerine kontraya çıkabilecekleri birkaç pozisyonda top ezdi. Bu da takımını daha da düşürdü. Kötü bir oyuncu değil ama bu tarz maçlarda daha etkin ve soğuk kanlı olursa ileride daha fazla şans bulabilir.


Oyuncu Değerlendirme: Miha Zajc

Çok üst düzey bir performans göstermese de bana göre iyiydi. İlk yarıda kullandığı duran toplar çok etkiliydi. Bu anlamda Fenerbahçe'ye katacağı çok şey varmış gibi gözüküyor. Sadece ortaları değil şutları da iyi gibi duruyor. Attığı golde içeriye çok iyi bir koşu yaptı. Vuruşu da orada yapılabilecek en iyi vuruşlardan biriydi. Şimdilik çok net bir şey söylememek gerek ama Fenerbahçe'ye yararlı olacak gibi duruyor.


Bu maçlık söyleyeceklerim bu kadardı, diğer yazılarda görüşmek dileğiyle.

25 Şubat 2019 Pazartesi

Maçın Ardından: Galatasaray - Akhisarspor



Spor Toto Süper Lig'in 23. haftasında Galatasaray evinde ağırladığı Akhisarspor'u 1-0 mağlup etti. Galatasaray'ın golü 90+4'te Kostantinos Mitroglou'dan geldi.

İlk yarı boyunca Galatasaray baskın oynayan taraftı. Belli bölümlerde Akhisarspor'un etkili olduğu kontralar vardı. Fakat ilk yarıda iki takım da buldukları pozisyonları değerlendiremedi. İkinci yarıda golü bulmak isteyen Galatasaray tüm hatlarıyla Akhisarspor'un sahasındaydı. Birçok pozisyon buldular fakat hiçbirinden yararlanamadılar. Ta ki 90+4'te Mitroglou'nun önüne düşen topa kadar. Bu pozisyonda golü bulan Galatasaray maçı 1-0 kazandı ve şampiyonluk yolunda bir haftayı daha kayıpsız geçmiş oldu.

Maç Yorumu:

Akhisarspor birkaç haftadır beklediği puanlara ulaşamıyordu. Bu maça da öncekilere oranla daha fazla eksikle geldiler. Ve maç onlar için çok zor geçecekti. Nitekim düşündüğüm gibi de oldu. Neredeyse tüm maç boyunca savunma yapmak zorunda kaldılar. Oyun daha çok kendi yarı sahalarında oynandı. İlk yarıda birkaç kontraları oldu fakat bundan da yararlanamadılar. Yine de maçı beraberlikle tamamlayabilirlerdi ama son dakikada kalecilerinin yaptığı hata ile bir maçtan daha mağlubiyetle ayrılmış oldular. Bundan sonraki süreç onlar için daha da zor olacak. Bence ligdeki takımlar arasında düşmeye en yakın kulüp.

Galatasaray ise maç boyunca çok etkindi fakat bekledikleri pozisyonlara ulaşamadılar. Ulaştıkları zaman da değerlendiremediler. İlk yarıda Luyindama'nın kafası ve Mitroglou'nun karşı karşıya pozisyonda topu kaleciye nişanlaması haricinde pek net pozisyon yoktu. İkinci yarı, ilk yarıya oranla daha fazla pozisyona girdiler. Özellikle Feghouli'nin ve Onyekuru'nun direkten dönen topları en net olanlarıydı. Son dakikada Mitroglou'nun golü gelmese kolay geçmesi beklenen bir maçta puan kaybı yapacaklardı.

Önceki maçlara göre daha farklı bir oyun stratejileri vardı. Özellikle kanatlardan yapılan ortalar diğer maçlara göre daha fazlaydı. Burada santrforda Mitroglou'nun olması etkili olabilir. Fatih Terim onun hava toplarındaki hakimiyeti kullanma amacındaydı sanırım. Ama istediklerini yapamadılar. İlk yarı ve maçın sonuna doğru olan Luyindama'nın kafa vuruşları haricinde pek bir gol pozisyonu gelmedi kanatlardan yapılan ortalardan. Luyindama'nın ilk kafası da kornerden gelen bir toptu zaten. Bunlar dışında havadan değil de yerden oynadıklarında daha fazla net pozisyona girdiler. Onyekuru ve Feghouli'nin pozisyonları da bu şekildeydi. Zorlanılan maçların belli bölümlerinde bu şekilde oynanabilir ama bence maç genelinde eski stratejileriyle ilerlemeleri daha mantıklı olacak gibi duruyor. Zira yapılan her ortada içeride Mitroglou tek kaldı. Bu Mitroglou'yla ilgili de değil, Diagne de olsa aynı olacak bu durum. Çünkü Onyekuru da Feghouli de böyle durumlarda içeriye kat edip, ikinci forvet gibi oynayamıyor. Zaten yapsalar bile hava toplarında fiziklerinden ve sıçrama yeteneklerinden dolayı yeterince şanslı olamazlar. Bu oyundan anca çift forvet oynadıklarında fayda sağlayabilirler.

Sonuç olarak şampiyonluk yolunda yara alabilecekleri bir maçı zor da olsa kurtardılar. Bu onlara büyük bir moral sağlayabilir sezonun geri kalanı için.




Maçın Adamı:
Kontantinos Mitroglou

11 olarak başladığı ikinci maçtı. Bence ilk maçına göre çok daha iyiydi. İlk yarıdaki golü kaçırmasına rağmen ikinci yarı çok etkiliydi. Özellikle çok iyi duvar oldu. Top alıp, top dağıttı. Onyekuru'nun pozisyonundaki pası çok iyiydi. Ve maçın son dakikasında da çoğu santrforun yapamayacağı şekilde akıllıca bir vuruşla golü ve galibiyeti takımına getirdi. Bana göre şu ana kadar ki performanslar göz önünde bulundurulduğunda Diagne'nin bir adım önünde.


Maçın Hayalkırıklığı:
Henry Onyekuru

Birkaç maçtır kötü bir futbol oynuyor. Bu maçta da aynı şekildeydi. Özellikle kendisinden beklenilen hareketliliğe sahip değildi. Bir net pozisyondan yararlanamadı. Birkaç tane de net olabilecek pozisyonda top ezdi. Fatih Terim'in 86. dakikaya kadar nasıl dayanabildiğini anlayamadım ama sonraki maçlarda 11'de görev vermemesi gerektiği düşüncesindeyim.


Oyuncu Değerlendirme: Onur Ayık

Elazığspor döneminde çok iyiydi. Daha sonra çok fazla ortalıkta göremediğimiz ama Elazığspor döneminden çok beğendiğim bir futbolcu. Son haftalarda Akhisarspor'da yedekten girerek etki yaratan biriydi. Eksikler dolayısıyla bu maça 11'de başladı ve bence iyi bir performans gösterdi. Marcao'yu geçip attığı şut çok iyiydi.Bu performansını devam ettirirse Akhisarspor için önemli bir koz olabilir. Tabii Akhisarspor'un da daha etkin oynaması gerek bunun için.


Bu maçlık söyleyeceklerim bu kadardı, diğer yazılarda görüşmek dileğiyle.

23 Şubat 2019 Cumartesi

Maçın Ardından: Rizespor - Yeni Malatyaspor



Spor Toto Süper Lig'in 23. haftasında Rizespor evinde ağırladığı Yeni Malatyaspor'u 3-0 mağlup etti. Rizespor'un golleri Chahechouhe, Muriqi ve Nakoulma'dan geldi.


İlk yarıda iki takımın da diğerine göre üstün bir oyunu yoktu. Fakat son vuruşlar skora etki etti. İlk bölümde Ahmet İldiz'in güzel şutunu Gökhan çok iyi çıkardı. Bundan birkaç dakika sonra Chahechouhe'nun golü geldi. Yeni Malatyaspor devre boyunca baskı kurmaya çalışsa da etkili olamadı ve ilk yarı 1-0 Rizespor üstünlüğüyle tamamlandı.

İkinci yarıya Yeni Malatyaspor etkili başladı. Yine Ahmet ile gol pozisyonu buldular fakat değerlendiremediler. Bundan birkaç dakika sonra Aleksic'in güzel şutunda yine kaleci Gökhan güzel bir kurtarış yaptı. Daha sonra Yeni Malatyaspor'da sakatlıklar baş gösterdi. Önce Erkan Kaş sonra da Mina sakatlandı. Fakat Mina sakatlandığında oyuncu değişikliği hakları kalmadığı için oyuna 10 kişi devam etmek zorunda kaldılar. Bu bölümden sonra da Rizespor çok etkili oldu ve önce 90+5 Muriqi, sonra da 90+8'de Nakoulma ile 2 gol bularak skoru 3-0'a getirdiler. Ve maç bu skorla tamamlanmış oldu.


Maç Yorumu:

Yeni Malatyaspor sakatlıklardan çok çektiği bu dönemde şanssız bir maç daha geçirdi. İlk dakikalarda Robin Yalçın'ın sakatlanmasıyla bir oyuncu değişikliği yaptılar. Fakat bu olumsuzluklara rağmen çok kötü de bir futbol oynamadılar. İki yarıda da pozisyonları vardı. Galibiyet zor olsa da en azından beraberlikle ayrılabilirlerdi sahadan ama işler istenildiği gibi gitmedi. Özellikle yenilen ilk gol bana göre biraz ekstrem bir goldü. Chahechouhe'nun muhteşem zekası ile skor 1-0'a geldi ki o
zamana kadar rakibe net bir pozisyon vermemişlerdi. Bu gol takımın moraline olumsuz anlamda bir etkide bulundu. İkinci yarı toparlansalar da şanssızlık yine devam etti. İki oyuncuları daha sakatlandı ve sonunda kırmızı kart görmeden 10 kişi kalmış oldular. Bu bölümden sonra da oyundan tamamen düştüler ve 2 gol daha yediler. Oyun olarak eksiklere rağmen çok kötü değiller ama puan kaybetmeye devam ediyorlar.

Rizespor ise transferlerden sonra çok farklı bir havaya büründü. Uzun zamandır çok iyi bir futbol ortaya koyuyorlar ve alt sıralardan hızla yukarıya doğru bir çıkışları var. Bu maçta da çok iyi bir futbol olmasa da istediklerine ulaştılar. Maça çok iyi başlamadılar ama son vuruşlardaki etkinlik maçı onlara getirdi. Özellikle Chahechouhe'nun attığı gol çok önemliydi. Ama ondan sonra skoru 1-0'da tutmak da en az onun kadar önemliydi. Maçın sonuna doğru rakibin 10 kişi kalmasını da çok iyi değerlendirdiler ve buldukları pozisyonları gole çevirdiler. Bu da 3 puanı 3 golle Rizespor'a getirmiş oldu. Zorlu süreçte bir galibiyet daha aldılar ve düşme potasından büyük bir adım daha atarak uzaklaşmış oldular. Bu oyunlarını devam ettirirlerse ilk 10'a girme ihtimalleri yüksek.




Maçın Adamı:
Aatif Chahechouhe

Rizespor'a transferinden beridir çok iyi bir futbol oynuyor. Resmen topu özlemiş gibi. Transferi hem Rizespor'a hem de Aatif'a çok şey katmış belli ki. Attığı golde çok akıllı bir vuruş yaptı. Gol sonrasında da etkili oyununu sürdürdü. Bir gol daha atabilirdi fakat direğe takıldı. Maç boyunca çok etkiliydi. Bu oyununu sürdürürse takımın en önemli oyuncusu olmaya devam eder.


Maçın Hayalkırıklığı: Fabien Farnolle

Biraz zor bir toptu ama ilk golü kurtarmasını beklerdim. En azından ligin ilk yarısındaki performansından bu izlenimi almıştım. Ama beklediğim gibi değildi. Gol sonrasında da birkaç hatası vardı. Daha iyi olsa şu an çok farklı bir maç yazıyor olabilirdim.


Oyuncu Değerlendirme: Azubuike

Geçen yılın en iyi oyuncularından biriydi. Eski takımına karşı karşı oynadı. Rizespor'un devre arasında Aatif'la beraber yaptığı en iyi transferlerden biri. Maç boyunca çok etkiliydi. Oyunun iki yönünü de iyi oynayan biri. Özellikle Abdullah ile iyi bir ikili oluşturmuşlar gibi gözüküyordu. Hücumdaki birçok pozisyonda ekstra işler yaptı. Takım arkadaşları da ayak uydursaydı skor daha farklı olabilirdi. Sonuç olarak çok iyi bir hamle yapmış Rizespor onu transfer etmekle. Rizespor bu zorlu süreçten çıkacaksa bunda Azubuike'nin büyük bir katkısı olacaktır diye düşünüyorum.


Bu maçlık söyleyeceklerim bu kadardı, diğer yazılarda görüşmek dileğiyle.

22 Şubat 2019 Cuma

Maçın Ardından: Benfica - Galatasaray



Uefa Avrupa Ligi'nde Galatasaray, Benfica ile deplasmanda oynadığı maçta 0-0 berabere kaldı ve Avrupa Ligi'ne veda etti.

İlk yarıda oyunun kontrolü Benfica'daydı. İki takımın da çok fazla net pozisyonu yoktu ve devre bu şekilde bitti. İkinci yarıda ise Galatasaray biraz kıpırdandı. Birkaç pozisyonu vardı, Benfica ise kontralarla etkili olmaya çalıştı. Bulunan pozisyonlara rağmen iki takım da gole ulaşmadı ve maç 0-0 sonuçlandı. Bu sonuçla da Benfica, Galatasaray'ı Avrupa Ligi'nin dışına itmiş oldu.


Maç Yorumu:

Benfica ilk maçta olduğu gibi çok rahattı. Tüm maç boyunca yine onların istediği oyun oynandı. Bu yüzden oyunun kontrolü 90 dakikanın neredeyse 70'inde Benfica'nın elindeydi. Oyun sistemlerinin ve kadro yapılanmasının bu anlamda etkisi çok büyük. Ellerindeki kadro oynamak istedikleri oyuna cuk oturuyor. Özellikle orta sahaları çok önemli. Rakibe kontraya çıkma şansı neredeyse hiç tanımıyorlar. Bunun üzerine kendi takımlarının atağa çıkmasında büyük bir rol üstleniyorlar. Çok hızlı düşünüyorlar ve çok hızlı hareket ediyorlar. Hatta maç boyunca aldığım izlenime göre futbolcu başına Galatasaray'a göre yarım ya da bir saniyeye yakın daha hızlılar. Yani Galatasaray'lı bir futbolcu top geldiğinde daha yavaş hareket ediyor Benfica'lıya göre. Bu da iki yönlü oyunda da büyük bir avantaj sağladı Benfica takımına.

Sonraki turlarda karşılarına çok zorlu bir ekip gelmezse yarı finali çok rahat görürler diye düşünüyorum.


Galatasaray ise ilk maça göre daha kontrollü bir oyun oynadı. Fakat ilk maça göre de daha az pozisyona girdi. Gol atmaları lazımken bu kadar kontrollü oynamanın tek bir açıklaması var bana göre. O da yenemiyorsak/eleyemiyorsak en azından yenilmeyelim görüşüydü. Fatih Terim maç öncesinde "kaybedeceğimiz bir şey yok" diye açıklamada bulunmuştu ama takım kaybedecek çok şeyi varmış gibi bir futbol oynadı. Bu kontrollü futbolun dışında Fatih Terim'in rakibi ilk maçta iyi gözlemlediğini düşünüyorum. Ama buna rağmen çözüm için yapılan hamleler yeterli değildi.

Galatasaray'ın Benfica'yı yenmek için iki seçeneği vardı. İlki Benfica'nın yaptığı prese, karşı bir presle cevap vererek rakibi hazırlıksız yakalamak. İkincisi ise kendi takımlarına göre boy olarak daha kısa olan rakibine karşı duran topları etkili kullanmak. Ama ikisini de gerektiği gibi yapamadılar. İlk etapta uzun topla çıkıp düşenleri toplamak ve toplayamadıklarını da presle kapmak gibi bir oyun düzenleri vardı fakat çok kısa süre içerisinde bundan vazgeçtiler. Bunu devam ettirselerdi zor da olsa sonuca ulaşabilirlerdi. Bunun dışında duran toplarda da beklenen etkiyi yaratamadılar. Özellikle ilk yarı birçok duran top kazanmalarına rağmen bunları çok kötü kullandılar. Bunlardan birinde Fatih Terim'in tepkisi de ekranlara gelmişti zaten.

Sonuç olarak zorlu bir ekiple karşılaştılar ve gelecek sezon için neler yapmaları gerektiği konusunda bir ders oldu bu tur Galatasaray için. Bunun paralelinde bir transfer politikası ya da Avrupa maçları için farklı bir oyun stratejisi geliştirmek zorunda olduklarını öğrendiklerini düşünüyorum.


Maçın Adamı: Marcao

Maç boyunca çok çok ön plana çıkan bir oyuncu olmadığını düşünmekle beraber Marcao'nun bu maçın adamı olmaya en çok yaklaşan kişi olduğunu düşünüyorum. Maç boyunca çok top karşıladı. Birçok atağı kesti ve bunlardan çoğu tehlikeli olabilecek pozisyonlardı. Bunun dışında yine oyun kurma anlamında da iyi bir performans sergiledi. Turun ilk maçında maçın kötüsü olarak seçmiştim ama bu maçta gerçekten iyi bir performans sergiledi.




Maçın Hayalkırıklığı:
Mbaye Diagne

Galatasaray'a geldiğinden beridir oynadığı maçların çoğunda "hayalkırıklığı" olarak seçtim ve bu gidişle de böyle devam edecek gibi duruyor. Oyun olarak hiç umut vermiyor bana. Bu maçta da ne havadan ne de yerden yeterince iyi değildi. Özellikle ayağına gelen topların çoğunu ezdi. Hava toplarındaki düşük yüzdesi ya da ayağının iyi olmamasını attığı atacağı gollerle belki telafi edebilir ama topsuz oyunda da çok kötü oynuyor. Top rakipteyken neredeyse sahada geziniyormuş gibi bir görüntüsü vardı. Galatasaray, Diagne ceza alanında top alıp gol atacak diye diğer tüm eksiklerini görmezden gelemez. Bu yüzden kendisini gerçekten geliştirmesi gerek.


Oyuncu Değerlendirme: Alejandro Grimaldo

İlk maçta takımla beraber getirilmemişti ve bu durum karşısında çok şaşırmıştım. Takımın en iyi oyuncularından biri. Fenerbahçe maçlarında çok iyi bir performans ortaya koymuştu. Bu maçta da hem ofansif hem defansif anlamda çok iyi işler çıkarttı. Özellikle ofansif anlamda çok yetenekli. Topu çok rahat çıkartıyor. Beklerinde bu tarz oyuncular olan takımların ofansif gücü de artıyor tabii ki. Yakın zamanda muhtemelen A+ bir takıma yüksek bir bonservis bedeliyle transfer olacaktır.


Bu maçlık söyleyeceklerim bu kadardı, diğer yazılarda görüşmek dileğiyle.

Maçın Ardından: Zenit - Fenerbahçe



Uefa Avrupa Ligi'nde Zenit evinde ağırladığı Fenerbahçe'yi 3-1 mağlup etti. Zenit'in golleri Ozdoev ve Azmoun(2)'dan gelirken Fenerbahçe'nin tek golünü Mehmet Topal kaydetti. Bu skorla Zenit, Fenerbahçe'yi elemiş oldu.


Zenit maça çok hızlı başladı ve 4. dakikada Ozdoev'in attığı golle 1-0 öne geçti. Ataklarına devam eden Zenit 37'de Azmoun ile farkı 2'ye çıkartmış ve biraz rahatlamıştı ki 43'te Mehmet Topal'ın ayağından Fenerbahçe'nin golü geldi. İlk yarı bu skorla tamamlandı.

İkinci yarı Fenerbahçe daha sakin bir futbol oynuyordu. Skor da onların lehineydi zaten. Ama Zenit pozisyonlarına devam ediyordu. İlk bölümde birkaç pozisyondan yararlanamadılar fakat daha sonra 76'da sahneye yine Azmoun çıktı ve skor 3-1 oldu. Maç bu skorla tamamlandı ve Fenerbahçe, Zenit'e elenmiş oldu.


Maç Yorumu:


Zenit'in ilk maçtaki kadar kötü oynamayacağını düşünüyordum. Maça da düşündüğüm gibi başladılar ve henüz maçın başında golü buldular. Golden sonra biraz daha kontrollü bir futbola döndüler. Bu bölümde Fenerbahçe de oyuna ortak oldu. Fakat Zenit ani hücumlarda çok etkiliydi. Nitekim ikinci gol de çok gecikmedi. Sonrasında daha rahat bir futbol oynamalarını bekliyordum ki golü kalelerinde gördüler. Ve ilk yarı bu şekilde sonuçlandı. İkinci yarıda ise tam olması gereken futbolu oynadılar, hiç telaş yapmadan sabırla atacakları golü kovaladılar. Birçok pozisyon da buldular bu bölümde ama değerlendiremediler. Fakat yine Azmoun sahneye çıktı ve turu getirecek golü attı.

Geriye kalan takımlara oranla baktığımızda çok iyi bir takım değiller ama doğru futbolu oynarak turu geçtiler. Bundan sonrası biraz kura şansına bağlı ama ben çok ilerleyeceklerini düşünmüyorum.

Fenerbahçe ise beklediğimin çok uzağındaydı. En azından skoru bir süre tutacağını düşünüyordum ama golü kalelerinde çok çabuk gördüler bu da moral olarak onları etkiledi. 0-0'ı tutmaya oynasalardı çok daha iyi olurdu diye düşünüyorum. Ama 4.dakikada gol yedikten sonrası onlar için yeterince kolay olmadı. Yine de oyuna ortak olmayı başarmışlardı ki ikinci golü kalelerinde gördüler. Buna rağmen Mehmet Topal'ın güzel golüyle skor avantajını tekrar ellerine aldılar. Ama ikinci yarı yine skoru tutmada başarılı değillerdi ve bu elenmelerine sebep oldu.

Skoru tutmada büyük problem yaşadılar. Özellikle defansif anlamda birçok hata yaptılar. Ani çıkışlardaki top kayıpları kalelerinde pozisyon görmelerine sebep oldu. Çok dağınıklardı. Daha sıkı ve daha uyumlu bir ekip olsaydı sahada, turu atlamak işten bile değildi. Bunda sezon başından beri olan kötü kadro yapılanmasının payı büyük.




Maçın Adamı:
Serdar Azmoun

Maç boyunca çok etkiliydi. Çok koştu, çok pozisyon kovaladı. Dzyuba ile çok uyumluydu. Ve en önemlisi atılan 3 golün de başrollerinde o vardı. Turu Zenit'e getiren oyuncuydu diyebilirim.


Maçın Hayalkırıklığı: Şener Özbayraklı

Performansıyla tam anlamıyla hayalkırıklığıydı. Savunmada yeterince iyi değildi fakat hucümda berbattı. Özellikle ilk yarıda yaptığı ortalar çok kötüydü. Zaten çok pozisyon bulamayan Fenerbahçe için çok önemliydi bu tarz pozisyonlar. Ama bunları çok kötü değerlendirdi.


Oyuncu Değerlendirme: Artem Dzyuba

Rusya'daki Dünya Kupası'ndan hatırladığımız Dzyuba maçın en etkili isimlerindendi. Birçok hava topunu kazandı. Ve bunların genelini iyi yerlere indirdi. Fiziğine göre bakıldığında ayakları çok iyi. Onun bu yeteneği diğer oyuncular için çok büyük bir avantaj. Nitekim de maç boyunca bunu kullandılar. Özellikle Serdar Azmoun'a çok pozisyon yarattı. Hem alan açtı hem de birkaç kez çok güzel paslarla pozisyon hazıladı. Hiç şüphe yok ki bu oyununu devam ettirirse takımının en önemli oyuncularından biri olmaya devam edecek.


Bu maçlık söyleyeceklerim bu kadardı, diğer yazılarda görüşmek dileğiyle.

18 Şubat 2019 Pazartesi

Maçın Ardından: Antalyaspor - Başakşehir



Spor Toto Süper Lig'in 22. haftasında Başakşehir deplasmanda karşılaştığı Antalyaspor'u 1-0 mağlup etti. Başakşehir'in golü 33. dakikada Kudryashov'dan geldi.

Maça Başakşehir etkin başladı. Rakibine göre daha baskın olan takımdı. 33. dakikada güzel bir takım oyunuyla Kudryashov'un ayağından golü de buldular. İlk yarıda Antalyaspor cevap veremedi ve devre bu şekilde tamamlandı. İkinci yarıda ise bambaşka bir Antalyaspor vardı, çok baskın oynadı. Gol pozisyonlarına da girdi. Bu bölümde kaptırılan toplar sonrasında Başakşehir de birçok gol pozisyonuna girdi fakat iki takım da bu pozisyonlardan yararlanamadı. Ve maç 1-0 Başakşehir'in üstünlüğüyle tamamlandı.


Maç Yorumu:

Başakşehir maçın başında iyiydi. Antalyaspor savunması karşısında ilk yarıda biraz zorlansa da 33. dakikada golü buldu. Goldeki oyun çok iyiydi. Savunmayı başka türlü delmeleri biraz zor gözüküyordu. Güzel bir tek pasla savunmayı etkisiz hale getirip golü buldular. Bu bölümden sonrası Başakşehir için daha kolay geçmeliydi. Fakat beklediğim gibi olmadı. Özellikle ikinci yarı çok kötü bir oyun ortaya koydular ama buna rağmen golü bulacak pozisyonlara girdiler. Bu pozisyonlardan yararlanamadıkları her dakika da onlar için tehlikeydi. Ama sonuçta bu kabusu yaşamamış oldular. Yine de bu tarz maçları daha iyi oynamaları gerek. Yoksa şampiyonluk puan farkına rağmen ellerinden kaçabilir.

Antalyaspor her zamanki futbolunu oynadı. Öncelikli olarak savunup sonrasında da kontradan gole ulaşma amacındalardı. Ama 33. dakikada beklenmedik şekilde kalelerinde golü görünce oyun düzenlerini değiştirmek zorunda kaldılar. Ama bu değişimi ikinci yarıda yaptılar. Bu yüzden ilk yarı yedikleri golden sonra etkili değillerdi bana göre. Çünkü ilk yarıdaki takım savunmak ve kontra yapmak üzerine kurulmuş bir takımdı. Nitekim değişikliklerle oyunun kontrolünü belli bir süre de olsa ellerine geçirdiler. Bazı pozisyonlarda daha iyi kararlar verseler şu an farklı bir maç konuşuyor olabilirdik. Sonuç olarak ellerindeki kadroya göre bakıldığında çok kötü bir futbol oynamıyorlar. Bu futbol onları ligde tutmaya yetecektir.




Maçın Adamı:
Edin Visca

Golde İrfan Can ve Kudryashov'un büyük katkıları olsa da maç boyunca takımının en iyisiydi ve çok akıllı oynadı. Özellikle ikinci yarıda takımın ani ataklarında başroldeydi. Diğer oyuncular da kontrataklarda kendisine biraz uyum sağlasaydı skor daha farklı olabilirdi.

Takımın bana göre en iyi oyuncusu. İyi oyununa da devam ediyor. Şampiyonluk yolunda büyük bir öneme sahip. İyi oyununu sürdürürse sezon sonunda yılın futbolcusu seçilebilir.


Maçın Hayalkırıklığı: Hakan Özmert

Maç boyunca beklediğimin altında bir performansı vardı. Özellikle ikinci yarı ayağına çok top geldi fakat yeterince iyi kullanamadı. Birkaç pozisyonda daha hızlı kararlar verseydi beraberlik işten bile olmayabilirdi takımı için. Bazı pozisyonlarda ağır kaldı. Bazılarında ise topu ayağında çok tuttu.


Oyuncu Değerlendirme: Amilton

İlk yarıdaki akınlarda başroldeydi. Dar alanda topu çok iyi kullanıyor. Birkaç pozisyonda çıkılmaz dediğim yerlerden çıkardı topu. Takımını da atağa çok iyi çıkardı. Biraz daha genç olsaydı bu oyununu devam ettirip büyüklerde oynayabilir bile diyebilirdim. O kadar çok beğendim performansını yani. İlk yarıdaki net pozisyondan da yararlansaydı maç çok farklı olabilirdi. Hatta kendisini şu an "maçın adamı" bölümü için yazıyor olabilirdim. Fakat yine de performansı kötü değildi. Bu akşamki oyununu diğer maçlarda da gösterirse takımı için büyük öneme sahip hale gelir.


23. haftada Antalyaspor, Sivasspor'a konuk olacak. Başakşehir ise evinde Bursaspor'u ağırlayacak.


Bu maçlık söyleyeceklerim bu kadardı, diğer yazılarda görüşmek dileğiyle.

17 Şubat 2019 Pazar

Maçın Ardından: Kasımpaşa - Galatasaray



Spor Toto Süper Lig'in 22. haftasında Kasımpaşa evinde ağırladığı Galatasaray'a 4-1 mağlup oldu. Galatasaray'ın golleri Feghouli(3) ve Belhanda'dan gelirken Kasımpaşa'nın tek golünü Trezeguet attı.

Maça hızlı başlayan Kasımpaşa 14. dakikada golü buldu. Sonrasında Galatasaray 22'de Belhanda'yla skoru dengeledi. Bu dakikadan sonra Galatasaray'ın üstün bir oyunu vardı. 28'de Belhanda'nın asistinde Feghouli'nin golüyle skoru 2-1'e getirdi ve ilk yarı bu şekilde tamamlandı. İkinci yarıda da iyi oynayan taraf Galatasaray'dı. 53 ve 68'de tekrar sahne alan Feghouli, hat-trick yaptı ve maç bu skorla bitti.


Maç Yorumu:

Kasımpaşa kötü formuna devam ediyor. Maça iyi başlasa da devamını getiremedi. Trezeguet haricinde iyi bir oyuncusu yoktu. Aslında kadroları hala iyi ama sanki futbolu unutmuş gibi oynuyorlar. İlk yarıdaki ekstrem performansları olmasaydı bu performans ve bu oyunla ligde kalmaları gerçekten zor olurdu. Maçta da ilk bölüm haricinde pek etkili değillerdi, bu şekilde devam ederlerse daha da alt sıralara düşerler gibi duruyor.

Galatasaray ise maça pek iyi başlamadı, golü de kalelerinde çok erken gördüler. Ama bu bölümden sonra farklı bir futbol vardı, oyunu Kasımpaşa sahasına yıktılar. Nitekim bu futbol golü de getirdi. Diagne ve Onyekuru haricinde çok kötü oynayan bir oyuncu yoktu. Muslera'yı da yediği gol ve maç boyunca attığı riskli paslardan dolayı sayabiliriz belki kötüler arasında ama Diagne ve Onyekuru kadar da kötü değildi.

Skoru aldıktan sonra daha çok gol atabilirlerdi. Fakat hücumdaki son paslarda başarısız oldular. Sonuç olarak rahat bir galibiyet alarak şampiyonluk yolunda bir engeli daha aştılar.




Maçın Adamı:
Sofiane Feghouli

Belhanda ve Luyindama ile beraber maçın en iyilerindendi. Fakat yaptığı hat-trick ile maçın adamı olma konusunda önemli bir adım atmış oldu. Bulduğu pozisyonların neredeyse hepsini çok iyi değerlendirdi. Özellikle ilk yarıda sağ kanatta Linnes ve Belhanda ile çok iyi anlaştılar. Pas oyununda çok etkin olduğu zaten aşikar. Ama bu akşam gol yollarında da çok etkiliydi.


Maçın Hayalkırıklığı: Mbaye Diagne

Galatasaray'la üçüncü maçına çıktı ama hala beklenilen performansı gösterebilmiş değil. Benfica maçında farklı bir oyun vardı, o maçtaki performansını kötü olarak sayamıyorum. Ama Trabzonspor maçı ve bu maçta gerçekten kötüydü. İki maçta da pozisyonlara girdi fakat hiçbirini değerlendiremedi. Bu maçta ekstra kötü bir oyunu vardı. Birkaç pozisyonda çok lakayt tavırlar sergiledi. Belhanda'nın sinirli anlarına denk gelmeseydi oyundan da alınacaktı zaten. Yakın zamanda kendisine çeki düzen vermesi gerek yoksa formayı Mitroglou'na kaptırabilir.


Oyuncu Değerlendirme: Trezeguet

Maç boyunca çok iyiydi. Devre arasında Galatasaray'a transferi çok yakındı. Sanki transfer edilmediği için yanlış yapıldığını göstermek ister gibiydi Galatasaray cephesine. O yüzden ekstra bir motivasyonla oynadı. Birçok pozisyonda ekstra işler yaptı. Sağda, solda ve forvette her yerde topla buluştu ve çok istekliydi.

Ligin en iyi kanat oyuncularından biri. Hatta arttırıyorum ligin en iyi ofansif orta sahalarından da biri. Yani Galatasaray almadığı için şu an değil ama ileride pişman olabilir. Zira sadece tek bölgede oynayabilen bir futbolcu değil. Bu akşam forvet pozisyonunu da oynayabileceğini gösterdi saydığım diğer bölgeler haricinde. Muhtemelen sezon sonunda takımdan ayrılacaktır. Onu parlak bir gelecek bekliyor.


Ligin 23. haftasında Galatasaray evinde Akhisarspor'u ağırlayacak. Kasımpaşa ise Alanyaspor'a konuk olacak.


Bu maçlık söyleyeceklerim bu kadardı, diğer yazılarda görüşmek dileğiyle.

Maçın Ardından: Trabzonspor - Alanyaspor



Spor Toto Süper Lig'in 22. haftasında Trabzonspor evinde ağırladığı Alanyaspor'a 2-0 mağlup oldu. Alanyaspor'un iki golü de Cisse'den geldi.


Maçın ilk yarısı oyun olarak ortada geçti. İki çok fazla pozisyona giremedi, girdiklerini de değerlendiremediler. Fakat ikinci yarı hızlı başladı. Rodallega ile 49. dakikada penaltıdan yararlanamayan Trabzonspor, 2 dakika sonra golü kalesinde gördü. Sonrasında Alanyaspor oyunun kontrolünü ele geçirdi ve 68. dakikada yine Cisse'yle golü bularak Trabzonspor'u 2-0 mağlup etti.


Maç Yorumu:

Maçın geneline baktığımızda Trabzonspor yine çok iyi bir futbol ortaya koymadı. Ama buna rağmen penaltıyı değerlendirebilselerdi skor çok farklı olabilirdi. Özellikle son 6 penaltının 3'ünü kaçıran Rodallega'nın neden topun başına geldiğini anlayamadım. Ben olsam bu istatistikle Rodallega'ya penaltı attırmazdım. Elinde Sosa ve Yusuf gibi şutu iyi olan oyuncular da varken, neden böyle bir şey yaptılar çözemedim. Penaltının hemen sonrasında ise golü yemeleri takımı moral anlamında da etkiledi. Öncesinde buldukları pozisyonları da bulamamaya başladılar. Ve sonucunda da ligin ikinci yarısına çok kötü başlayan Trabzonspor bir mağlubiyet daha almış oldu.

Alanyaspor ise çıkışına devam ediyor. Çok kritik bir galibiyet aldılar. Çok koşuyorlar, rakibi çok rahatsız ediyorlar. Gerektiğinde çok faul yapıyorlar. Sürekli ısırıyorlar ve az pozisyon veriyorlar. Buna rağmen Trabzonspor maçı getirebilecek pozisyonlara girdi. Ama yararlanamayınca Alanyaspor takımı ellerine geçen şansı iyi değerlendirdiler. Ve puanlarını 28'e çıkararak düşme potasından uzaklaşmak adına büyük bir adım atmış oldular.


Maçın Adamı: Efecan Karaca

Uzun süredir iyi bir performans gösteriyor. Çok koşuyor ve pres yapıyor. Kaptığı topları iyi değerlendiriyor. Bu akşam da maçın adamı seçmemin en büyük nedeni ilk goldeki payıydı. Sonrasında da çok iyi oynadı tabii ama ilk gol maçın kaderine büyük bir etkide bulundu. İlk golde önce geriye koşarak Trabzonspor'un olası bir pozisyonunu engelledi. Sonrasında ise topu çok güzel çıkardı. Ozan'a attığı pasla da gole büyük bir etki yaptı.




Maçın Hayalkırıklığı:
Hugo Rodallega

Aslında çok kötü bir performansı yoktu ama maçın kaderine etki edecek pozisyondan yararlanamadığı için hayalkırıklığı olarak seçtim. Penaltıyı değerlendirebilse şu an çok farklı bir maç yorumluyor olabilirdim.


Oyuncu Değerlendirme: Ozan Tufan

Uzun bir süre futboldan uzak kaldı. İkinci yarı Alanyaspor'a kiralandıktan sonra birkaç maçta yedekten oyuna girmişti. Bu maçta ise ilk 11 başladı ve iyi de bir oyun ortaya koydu. Atılan ilk golde Djalma'nın önüne çok güzel bıraktı topu. Maç boyunca ara ara eski Ozan Tufan'dan kesitler izletti bize. Fizik olarak hala yeterli değil fakat oynamaya devam ettikçe eski günlerine dönme ihtimali yüksek.


23. haftada Trabzonspor, Göztepe'ye konuk olacak. Alanyaspor ise evinde Kasımpaşa'yı ağırlayacak.


Bu maçlık söyleyeceklerim bu kadardı, diğer yazılarda görüşmek dileğiyle.

16 Şubat 2019 Cumartesi

Maçın Ardından: Akhisarspor - Ankaragücü



Spor Toto Süper Lig'in 22. haftasında Akhisarpor evinde ağırladığı Ankaragücü ile golsüz berabere kaldı. Ankaragücü'nde Djedje 51. dakikada gördüğü ikinci sarı kartla takımını 10 kişi bıraktı.

Maçın ilk yarısında iki takımın da herhangi bir üstünlüğü yoktu. Akhisarspor, rakibine göre biraz daha atak oynayan takımdı. Ankaragücü ise daha çok kontrataklarla golü bulmaya çalışsa da iki takım da buldukları pozisyonlardan sonuç alamadı. İkinci yarının başında Djedje ikinci sarı karttan gördüğü kırmızı kartla takımını 10 kişi bıraktı. Bu süreden sonra maçın kontrolü Akhisarspor'un eline geçti. Ve Akhisarspor, Ankaragücü kalesini abluka altına aldı. Son bölüme doğru Ankaragücü de yine kontralarda etkiliydi fakat iki takım da golü bulamadı ve maç başladığı gibi 0-0 sonuçlandı.


Maç Yorumu:

Akhisarspor son maçlardaki kötü performansına devam ediyor. Bu kez evinde düşme potasındaki en büyük rakiplerinden biriyle karşılaştı. Ve çok da şanslıydı aslında. 51. dakikadan maçın sonuna kadar olan büyük bir bölümde rakibi 1 kişi eksikti. Ama gole yaklaşacak pozisyonları bulmakta zorluk çektiler. Ön bölümdeki oyuncuların performansları çok düşüktü. Josue'nin oyununa ayak uyduracak bir kişi olsaydı skor farklı olabilirdi.

Ankaragücü ise maça çok iyi başlamasa da kontrollü bir oyun oynuyordu. İlk yarıdaki oyun düzeni kontrataktan golü bulmak üstüneydi. Fakat bunda başarılı olamadılar. İkinci yarının hemen başında 10 kişi kalmaları ise tüm oyun düzenini bozdu. Daha çok koşmaları ve daha çok çaba sarfetmeleri gerekiyordu artık. Bunu da gayet iyi bir şekilde yaptılar. Tabii burada Akhisarspor'un kötü futbolu da önemli bir etkendi. Maçın sonlarına doğru birkaç kontratakla gole yaklaşsalar da sonuca ulaşamadılar. Ama yine de neredeyse 45 dakikayı 10 kişi oynamış bir takımın yenilmemesi çok önemliydi. Özellikle düşme potasındaki en büyük rakiplerinden biriyle oynuyorsan.


Maçın Adamı: Josue

Önceki maçlarda olduğu gibi bu maçta da çok etkindi. Hücumdaki tüm aksiyonların içerisinde vardı. Oyunu çok iyi kurdu. Özellikle ilk yarının sonuna doğru Barbosa'ya attığı ara pası çok güzeldi. Takım arkadaşları da onun kadar iyi olsaydı bugün maçı kazanabilirlerdi.




Maçın Hayalkırıklığı:
Sokol Cikalleshi

Son maçtaki performansı kötüydü. Bu maçta da takımının en kötüleri arasındaydı. Yeteneğiyle ters orantılı bir oyun ortaya koydu. Özellikle birkaç hücumda çok ağır kaldı ve takımına ayak bağı oldu.


Oyuncu Değerlendirme: Zeki Yavru

Trabzonspor'a geldiğinde taraftar çok tepki göstermişti. Takımdan ayrıldığında ise bu sene kolay kolay toparlayabileceğini düşünmüyordum fakat son maçlardaki performansı gayet iyiydi. Bugün de takımının iyilerinden biriydi. Özellikle hücumda çok etkindi. Regattin'le çok iyi anlaştı. Regattin'in de performansı önceki maçlardaki gibi olsaydı bugün skoru etkileyebilirdi bu iki kişi. Ortalarını da biraz geliştirirse eskiden olduğu gibi bu seviyede çok rahat oynar.


Akhisarspor ligin 23. haftasında deplasmanda Galatasaray ile karşılaşacak. Ankaragücü ise evinde BB Erzurumspor'u ağırlayacak.


Bu maçlık söyleyeceklerim bu kadardı, diğer yazılarda görüşmek dileğiyle.

15 Şubat 2019 Cuma

Maçın Ardından: Yeni Malatyaspor - Beşiktaş



Spor Toto Süper Lig'in 22. haftasının açılış maçında Beşiktaş deplasmanda Yeni Malatyaspor'u 2-1 mağlup etti. Beşiktaş'ın golleri Atiba ve Ljajic'ten gelirken Malatyaspor'un tek golünü ise Ömer Şişmanoğlu kaydetti. Malatyaspor'da 39. dakikada kırmızı kart gören Adem takımını 10 kişi bıraktı.


Maç boyunca Beşiktaş'ın oyun anlamında üstünlüğü söz konusuydu. Ve bu üstünlük Malatyaspor'un 10 kişi kalmasıyla daha da arttı. Nitekim ilk yarı golü bulamasalar da ikinci yarının başında Atiba ile gole ulaştılar. Daha sonra ataklarına devam eden Beşiktaş pozisyonlar bulmaya da devam etti. Bu pozisyonların en önemlisi de Lens'in karşı karşıya kaçırdığıydı. Lens'in pozisyonundan hemen sonra Malatyaspor, Ömer ile eşitliği yakaladı. Sonrasında Beşiktaş tekrar kontrolü ele aldı, galibiyeti getirecek olan golü buldu ve maç da böyle sonuçlandı.


Maç Yorumu:

Beşiktaş beklediğinden kolay bir karşılaşma yaşadı. Maçın neredeyse tümünde kontrolü ellerinde tuttular. Çok fazla pozisyona girdiler ama çok fazla da gol kaçırdılar. Buldukları pozisyonları değerlendirselerdi skor çok farklı olabilirdi.

Üst üste üçüncü galibiyetlerini aldılar. Yükselen bir grafikleri var. Haftaya evlerinde Fenerbahçe'yi ağırlayacaklar. Fenerbahçe maçı öncesi kolay bir galibiyet almış oldular.

Yeni Malatyaspor ise maça istediği gibi başlayamadı fakat 10 kişi kaldıktan sonra oyun onlar için çok daha zor bir hal aldı. İlk yarıyı gol yemeden tamamlamaları onlar için bir artıydı fakat ikinci yarının başında golü kalelerinde görmeleri oyunun daha da zor geçeceği anlamına geliyordu. Golden sonra kalelerinde birkaç net pozisyon daha verdiler fakat sonrasında yaptıkları ani atakla skoru 1-1'e getirdiler. Buldukları golden sonrası çok önemliydi. Daha iyi savunma yapsalardı Beşiktaş'a karşı 10 kişi kalmalarına rağmen puan alabilirlerdi ama yapamadılar ve buldukları golden 5 dakika sonra golü kalelerinde gördüler. Bu gol takımı moral anlamında da etkiledi. Sonrasında golü getirecek pozisyonları bulamadılar ve maçtan mağlup ayrıldılar. Maçın büyük bir bölümünü 10 kişi oynamasalardı skor onlar için çok daha farklı olabilirdi.




Maçın Adamı:
Adem Ljajic

Maç boyunca takımının en iyisiydi. Sürekli top aldı ve ilerideki oyunculara top dağıttı. Birkaç net pozisyona girdi, şut denedi. Ve en önemlisi galibiyeti getiren goldeki koşusu ve vuruşu çok iyiydi. İki maçtır çok iyi oynuyor. Fakat gol sonrasında yaptığı hareketle sarı kart gördü ve Fenerbahçe maçında oynayamayacak. Bu hiç şüphe yok ki Beşiktaş için büyük bir kayıp.


Maçın Hayalkırıklığı: Murat Akça

Sadık'tan sonra da savunma anlamında iyi olmalarını bekliyordum. Murat'ın da Mina'nın da Sadık kadar olmasa da iyi oyuncular olduğunu düşünüyordum. Fakat Murat maç boyunca çok etkisizdi. Arkasına çok adam kaçırdı. Beşiktaş'ın attığı ikinci golde de ofsaytı bozan oyuncuydu. Nitekim Erol Bulut da daha fazla dayanamayarak 72. dakikada oyundan aldı.


Oyuncu Değerlendirme: Danijel Aleksic

Sadık ve Boutaib'in gidişinden sonra Guilherme ile beraber takımın elde kalan en iyi oyuncusu Aleksic. Son haftalardaki performansıyla da bunu çok net ortaya koyuyor zaten. Bu maça da iyi başladı fakat takımın 10 kişi kalmasından sonra pek istediği topları alamadı. Ama yine de Ömer'e güzel bir pas attı ve bu maçı da gole katkı vermeden geçmemiş oldu. Çok iyi bir sol ayağı var, gole çok yakın oynuyor. Özellikle şutları çok iyi. Ve bana göre ligin öne çıkan oyuncularından biri.


Ligin 23. haftasında Beşiktaş evinde Fenerbahçe'yi konuk edecek. Yeni Malatyaspor ise deplasmanda Çaykur Rizespor ile karşılaşacak.


Bu maçlık söyleyeceklerim bu kadardı, diğer yazılarda görüşmek dileğiyle.

Maçın Ardından: Galatasaray - Benfica



Avrupa Ligi son 32'de evinde Benfica'yı ağırlayan Galatasaray 2-1'lik skorla mağlup oldu. Benfica'nın golleri Salvio ve Seferovic'ten gelirken Galatasaray'ın tek golünü Luyindama kaydetti.


Maç yorumunu bu kez biraz daha farklı yapacağım. Galatasaray ve Benfica'yı ayrı başlıklar altında yazacağım.


Benfica:

Maça iyi başladılar. Galatasaray'ın oyunu dengelediği ve kendilerini baskı altına almaya başladığı anlarda çok sakin kaldılar. Özellikle ilk gol maçta çok büyük önem teşkil ediyor. Galatasaray önceki birkaç atakta önde basarak Benfica'ya zor anlar yaşatmıştı. Golden önceki atakta da bunu denediler fakat Benfica çok sabırlı ve olgun bir şekilde topu kullandı. Sonucunda da penaltı geldi. Penaltıyı gole çevirdikten sonra daha rahat bir oyun bekliyordu onları. İlk yarıyı golün de rahatlığıyla pozisyon vermeden bitirdiler.

İkinci yarıda Galatasaray, ilk yarının belirli sürelerinde olduğu gibi baskındı. Nitekim 54. dakikada golü de buldular. Buradan sonraki süreç çok önemliydi, golden sonra da akınlarına devam eden bir Galatasaray vardı ki kaptırılan topta Benfica'nın kontrasına yakalanana kadar. Kontranın sonucunda Benfica, Seferovic'in ayağından skoru 2-1'e getirdi ve maçı da bu skorla kazandı.

Maç boyunca çok akıllı ve olgun bir futbol oynadılar. Tüm takım olarak çok sabırlılardı ve Galatasaray'ın hata yapmasını beklediler. Az pozisyona girseler de istedikleri skoru aldılar. Hiç şüphe yok ki evlerinde onları daha rahat bir maç bekliyor artık.




Galatasaray:


Oyuna Benfica iyi başlamıştı, sonrasında ipleri eline aldı Galatasaray. Önde basarak birkaç pozisyon elde etmişlerdi ve bunu devam ettirmek istiyorlardı. Bir pozisyonda daha aynı stratejiyi uyguladılar fakat Benfica çok sakin bir şekilde topu çıkarttı, sonucunda da penaltı ve gol geldi. Buradan sonrası çok önemli, Galatasaray bu sezon birçok maçta bu duruma düştü. Ne mi bu durum? Yüksek motivasyonla çıktıkları maçlarda golü kalesinde gördükten sonra takım birden hiç olmadığı bir hal alıyor. Sanki 5 dakika önce rakibe sahayı dar edenler onlar değilmiş gibi. Ve bu durumdan çıkmaları da hiç kolay olmuyor, sanki milyonlar kazanmıyorlarmış gibi, sanki hiç futbol oynamamış amatör çocuklarmış gibi kendilerine gelmeleri için bir devre arası bir maç sonu falan gerekiyor. Nitekim devreye kadar da golü kalesinde görmeden içeriye girmeleri sevindiriciydi benim için. Çünkü döndüklerinde daha farklı bir futbol oynayacaklarından emindim.

İkinci yarı dediğim gibi Galatasaray'ın kontrolünde başladı. İlk yarının belirli sürelerinde olduğu gibi çok baskın bir futbol ortaya koyuyorlardı. 54. dakikada golü de buldular ama buradan sonrası çok önemliydi bence. Burada ikinci golü bulmak için aynı motivasyonla oynamak yerine biraz daha kontrollü bir futbol oynamaları gerektiği düşüncesindeydim. Tamam teknik ekip, taraftar falan gol bekliyor ama orada yapılacak bir hata tura mal olabilirdi ve sonucunda da öyle oldu. Marcao iki kez üst üste aynı bölgede top çıkartırken hata yaptı, ikinci hatayı da Benfica çok iyi değerlendirdi. Golden sonra yine sanki hiç ömürlerinde futbol oynamamış gibi bir hale büründü Galatasaray takımı. 1-0'ken devreye kadar ne izlediysek aynısını izledik ve Benfica beklediğinden çok kolay bir galibiyet aldı ve beklediğinden çok kolay bir maç oynamış oldu.

Fatih Terim birçok kez hayalindeki futbolu ve takımı açıklamaya çalışmıştı röportajlarda. O futbolu oynatmaya çalışıyor sürekli fakat birincisi o futbolu oynayabileceğin bir kadro değil elindeki kadro. İkincisi ise bu futbolu bu kadroyla da olsa oynayabileceğin takımlar olabilir tabii ki. Ama bu kesinlikle Benfica değil. Maç boyunca bunun sıkıntısını çektiler. Marcao ve Luyindama'nın savunmadan top çıkarabilme olayları çok iyi. Birçok takım için işe yarayabilir bu. Ama orta sahanda aylardır formsuz Fernando ve sezon başından beridir toplamda 2 maçı iyi oynamış bir Ndiaye ile bu maçlarda beklediğini bulamıyorsun. Daha hareketli ve topu orta sahadan daha iyi çıkaran teknik futbolcular gerek Galatasaray için. Zaten muhtemelen yıl sonunda bu yönde transferler yapacaklar. Bunu daha önceki konuşmalarında dile getirmişti Fatih Terim. Fakat ben bu tüm anlattığım olumsuzluklara rağmen eğer 1-1'den sonra kontrollü bir futbol oynasalardı tur için şanslarının olduğunu düşünüyordum. Hatta arttırıyorum ilk maç Benfica'nın sahasında olsaydı ve bu kadar ofansif bir futbol oynamasaydı Galatasaray, şu an için tur umutlarını koruyor olabilirdi. Ama şu an tur atlama ihtimali %20'nin bile altında bana göre. Zira hiç gol yemeden en az 2 gol atmaları gerek. 2 gol atabilirler fakat gol yemeden tamamlayacaklarını düşünmüyorum, özellikle deplasmanda.




Maçın Adamı:
Haris Seferovic

Maç boyunca rakip stoperlerine zor anlar yaşattı ama en önemlisi attığı goldeki takibi ve yaptığı gol vuruşuydu. Bu sadece bir gol olarak görülebilir ama Galatasaray'ın oyundan tamamen düşmesini ve o dakikaya kadar oynadığı baskın futbolun kırılmasını sağladı. Bu yüzden maçın adamı adayım Seferovic.


Maçın Hayalkırıklığı: Marcao

Maç boyunca çok kötü değildi fakat yaptığı iki hata maçın bitmesine sebebiyet verdi. Aslında hayalkırıklığı olarak Fernando'yu göstermeyi düşünüyordum ama Marcao'nun yaptığı hataların maçı çok etkilediğini düşünerek onu yazmaya karar verdim.

Maçın tümüne baktığımızda dediğim gibi kötü bir oyunu yoktu. Penaltı pozisyonunda, penaltı olsun ya da olmasın topa o şekilde iki kolunu da açarak çıkmaması gerekirdi. Bunu bir stoper olarak bilmesi gerektiğini düşünüyorum. Sonuçta VAR dediğimiz olay her turnuvada yok, olsa bile tespit edilmesi zor pozisyonlar olabilir. Bu yüzden yaptığı ilk hatayla skorun 1-0'a gelmesine sebebiyet verdi. Diğer hatada ise topu kaybetti ve Seferovic'i savunamadı. Skor da 2-1'e gelmiş oldu.

Özellikle ikinci gol için söylemek istediğim birkaç şey var. Marcao ve Luyindama gerçekten yetenekli futbolcular. Oyunu defanstan kurabiliyorlar. Fakat tüm oyun düzenini bu iki oyuncuya yüklediğiniz zaman hata yapabilmeleri çok normal. İkinci golden önce Marcao iki kez top çıkartmak zorunda kaldı savunmadan. İlkinde ofsayt olan Onyekuru'ya, ikincisinde ise rakibe gitti top ve sonucunda golü kalesinde gördü Galatasaray. Burada benim bahsetmek istediğim şey şu, savunma oyuncularının ayakları ne kadar iyi olursa olsun, topu her atakta onların ayağına bırakmamak gerek. Savunma yüklerinin haricinde bir de böyle bir sorumluluk bindirildiğinde bu oyuncular kendi asli görevlerini yapamayacak hale gelebiliyorlar. Sonucunda da bu şekilde oldu ve Marcao kaybettiği topun sonrasında rakibini savunamadı ve gol geldi.


Oyuncu Değerlendirme: Gedson Fernandes

İlk olarak Fenerbahçe maçında izlemiştim ve çok beğenmiştim. Hareketli ve ayağı iyi olan bir oyuncu. Takımın atağa çıkışlarında, özellikle kontralarda, çok etkin bir rol oynadı. Savunma kısmını da iyi yaptığını düşünüyorum. Maçın kazanılmasında Seferovic'ten sonra en çok onun payı vardı. Henüz 20 yaşında ve gelecekte astronomik rakamlarla A+ takımlara gittiğini göreceğimizi düşünüyorum.


Rövanş 21 Şubat Perşembe günü TSİ 23.00'da oynanacak.


Bu maçlık söyleyeceklerim bu kadardı, diğer yazılarda görüşmek dileğiyle.

14 Şubat 2019 Perşembe

F1'de Yeni Renkler



F1'de yeni sezonun başlamasına kısa süre kala takımlar yeni araçlarını tanıtmaya başladı.

Ben de bu yazıda takımların 2019 araçlarıyla ilgili yeni renk düzenlemelerini yorumlayacağım.

(Soldaki fotoğraflar 2018, sağdaki fotoğraflar ise 2019 araçlarını göstermektedir.)




Haas:


Haas, Rich Energy adlı firmayla yaptığı sponsorluk üzerine tasarımını tamamen değiştirdi. Geçen yıl kırmızı-siyah-beyaz renklerinin ağırlıklı olarak bulunduğu aracın yeni tasarımında siyah-sarı-beyaz renklerinden oluşuyor. Sarının kahverengine yakın bir ton olduğunu belirtmekte fayda var tabii.

Ben aracın yeni tasarımını çok beğendim. Çok ekstra bir tasarım gelmezse yeni sezonun en güzel aracı olabilir.




Mercedes:


Grinin tonu açılmış. Mavi çizgiler azalmış. Özellikle aracın arkasına doğru uzanan gri ve siyahın buluşmasını çok beğendim. Bence geçen yılki araca göre biraz daha güzel duruyor ve bence bu tasarım "gümüş ok" sözüne daha yakın bir tasarım olmuş.




Racing Point:


Force India'nın ismi de satışla beraber değişti. Fakat tasarımda çok büyük farklılıklar yok. Pembe renk devam ediyor, sadece biraz daha açık bir hal almış. Bu renk toz pembeye biraz daha yakın. Arka bölümde ise güzel bir mavi yenilikler arasında. Çok fark olmasa da bu mavi güzel bir hava katmış araca. Geçen yılki araca göre daha güzel diyebilirim.




Red Bull:


Testlere yeni bir araçla çıktılar fakat bu araçla devam edip etmeyecekleri konusunda emin değilim. Umarım tasarım bu olmaz yeni yılda. Zira bu Red Bull ile özdeşleşmiş güzel renklerden biri olan sarıyı içerisinde barındırmıyor. Daha net bir yorum için biraz daha beklememiz gerekecek sanırım.




Renault:


Renault'ta eskiye göre çok büyük bir değişim yok. Sadece aracın arka bölümündeki siyah, eskiye göre biraz daha az siyah gibi duruyor. Bu rengin daha metalik olmasından dolayı olabilir. Ön kanattaki sarılar kenarlara taşınmış. Arka bölüme doğru uzanan sarılar ise biraz daha inceltilmiş.

Renault'un araçlarını seviyorum fakat önden gösterildiğinde sarı ağırlıklı, yandan gösterildiğinde siyah ağırlıklı bir görüntü var. İnsanda sanki biraz önce izlediği araç, o araç değilmiş hissi yaratıyor. Bu düzeltilirse daha iyi olur diye düşünüyorum.




Toro Rosso:


Geçen yıl sevdiğim tasarımlardan biriydi. Bu yıl da çok değişiklik yok. Önceki yıla göre mavinin tonu biraz daha yumuşatılmış. Bence güzel bir hamle, çok fazla olmasa da biraz gözü yoran bir renkti önceki. Kırmızıda da bu şekilde bir değişim var. O da biraz ton olarak yumuşatılmış. Bence geçen yıla göre daha güzel bir araç olmuş.




Williams:


Önceki yıla göre en büyük değişimlerden birini de Williams yaşadı. Geçen yıl beyaz ağırlıklı olan araca ince mavi ve kırmızı çizgiler eşlik ediyordu. Yeni tasarımda ise beyaz-mavi-siyah renklerinden oluşan bir düzen var. Bana göre geçen yılki araçları daha sade ve güzel duruyordu. Williams'a yeni tasarım güzellik getirmemiş diye düşünüyorum.



Bu yazımda F1'in yeni tasarımlarından bahsettim. Sonraki yazılarda görüşmek dileğiyle.

11 Şubat 2019 Pazartesi

Maçın Ardından: Sivasspor - Akhisarspor



Sivasspor, ligin 21. haftasında evinde konuk ettiği Akhisarspor'u Kone'nin attığı 2 golle mağlup etti. Akhisarspor'un tek golünü ise Josue kaydetti.


Sivasspor maça çok hızlı başladı ve henüz 5. dakikada Diabate'nin asistinde Kone'nin kafasıyla gole ulaştı. Golden sonra akınlarına devam eden Sivasspor, ikinci yarıda yine Kone'nin penaltısıyla 2. golü buldu. Bu dakikadan sonra daha çok gol pozisyonuna giren Sivasspor, şansları değerlendiremedi. Dakikalar 88'i gösterdiğinde ise Ziya penaltıya sebebiyet verirken ikinci sarı kartı da görerek takımını 10 kişi bıraktı. Josue ile penaltıdan golü bulan Akhisarspor ataklarını sıklaştırsa da sonuca ulaşamadı ve maçı 2-1 kaybetti.


Maç Yorumu:

Sivasspor maça çok etkin başladı. Özellikle Diabate çok iyiydi. Goldeki asistin yanı sıra birkaç pozisyonda daha Akhisarspor savunmasına zor anlar yaşattı. İlk golü çok çabuk buldular. Golden sonra Akhisarspor'un oyuna ortak olmasını bekliyordum fakat Sivasspor, eksik kalana kadar onlara bu şansı tanımadı. Tabii burada Akhisarspor'un kötü oyunu da önemli bir etkendi. İkinci yarıya da iyi başladılar, penaltıyla ikinci golü bulduktan sonra daha rahat oynadılar. Fakat bu bölümde birçok pozisyondan yararlanamadılar bu da maç sonunda zorlanmalarına sebep oldu.

Akhisarspor ise maça iyi başlamadı. Golü kalelerinde erken görmek moral anlamda kötü sonuçlar doğurmuş gibiydi. Özellikle ilk yarı golü yedikten sonra hiçbir varlık gösteremediler. Yeterince istekli bir oyuna sahip değillerdi. İkinci yarı Cikalleshi'nin yaptığı saçma penaltıyla 2 farkla geri düştüler. Maç bundan sonra daha da zorlu hale gelmişti ki değişikliklerle ileride daha çok etkin olmaya başladılar. Nitekim maçın sonuna doğru da penaltı kazandılar ve bu pozisyondan sonra da rakipleri 10 kişi kaldı. Önce penaltıyı gole çevirdiler, sonrasında daha baskın bir futbol oynadılar fakat süre puan almalarına yetmedi. Zamanı iyi kullanabilseler ve skor 2 farka çıkmadan önce daha atak oynasalardı belki maçın sonucu da bu şekilde olmayabilirdi. Oynadıkları son 2 maçta iyi bir performans göstermişlerdi fakat bu maçta beklediğimden çok uzaklardı. Ligin geri kalanı onlar için çok zorlu geçecek. Zira artık çok vakitleri kalmadı.




Maçın Adamı:
Arouna Kone

Maçın hemen başında takımını öne geçiren golü attı. Daha sonrasında ataklarda takımının en etkin oyuncularından biriydi. İkinci yarıda da penaltıyı gole çevirdi ve kendisinin ve takımının ikinci golünü atmış oldu. Oyundan erken alınmasaydı belki de bir hat-trick gelebilirdi kendisinden.


Maçın Hayalkırıklığı: Sokol Cikalleshi

Bu akşam çok kötüydü. Takımının puan kaybındaki en büyük sorumluydu diyebilirim hatta. İlk yarı hiç varlık gösterememişti ama ikinci yarıda yaptığı hatalardan sonra ilk yarıdaki performansı diğerinin yanında iyi bile kaldı. Takımının yediği ikinci golde, çok anlamsız bir şekilde penaltı yaptı. 2 farklı geriye düştükten sonra takım olarak oyundan da biraz düştüler bu yüzden. Üzerine bir de son dakikalarda çok net bir pozisyondan yararlanamadı. Eğer onu atsaydı, Akhisarspor maçtan beraberlikle ayrılabilirdi.


Oyuncu Değerlendirme: Edin Cocalic

Kendisini ilk defa izledim. Maç boyunca çok iyiydi. Zaten Akhisarspor adına çıktığı ikinci maçmış. Havadan ve yerden tüm toplarda gayet iyiydi. Konsantrasyonu çok yüksek gözüktü. Mustafa Yumlu'nun yokluğunda iyi işler yapacak gibi duruyor. Şimdilik daha fazla yorum yapmak yerine izleyip daha iyi gözlemlemek gerek. Ama ilk izlenimim; takıma ileride baya etki edeceği yönünde.


Sivasspor ligin 22. haftasında BB Erzurumspor'la karşılaşacak, Akhisarspor ise evinde Ankaragücü'nü konuk edecek.


Bu maçlık söyleyeceklerim bu kadardı, diğer yazılarda görüşmek dileğiyle.

10 Şubat 2019 Pazar

Maçın Ardından: Galatasaray - Trabzonspor



Galatasaray ligin 21. haftasında evinde konuk ettiği Trabzonspor'u Diagne ve Belhanda'nın (2) golleriyle 3-1 mağlup etti. Trabzonspor'un tek golü ise Hugo Rodallega'dan geldi.

Maça çok hızlı başlayan Galatasaray, ilk dakikadan itibaren Trabzonspor'u sahasına hapsetti. Nitekim golü de 21. dakikada buldular. Fakat Trabzonspor çok geçmeden Rodallega ile cevap verdi. Daha sonra tekrar oyunun hakimiyetini ele geçiren Galatasaray, devrenin sonunda Belhanda ile tekrar öne geçti.

İkinci yarıya iyi başlayan taraf yine Galatasaray'dı. 51. dakikada Feghouli'nin asistinde Belhanda takımını iki farklı üstünlüğe taşıdı. Golden sonra Trabzonspor akınları vardı. Galatasaray bu süre zarfında yarı sahasından çıkmakta zorlandı. Fakat Trabzonspor bulduğu pozisyonlardan yararlanamadı. Trabzonspor akınlarından sonra Galatasaray oyunu tekrar dengeledi. İki takım da bu bölümde buldukları şansları değerlendiremediler ve maç da bu skorla sona erdi.


Maç Yorumu:

Galatasaray maça beklediğim gibi etkin başladı. Eksik Trabzonspor'a karşı ilk yarıda birçok pozisyona girdiler. Özellikle Belhanda, Feghouli ve Ndiaye'nin uyumu çok iyiydi. Maçın genelinde de bu üçlünün etkisi söz konusuydu zaten. İlk yarıda öne geçtikten sonra golü yemeleri takımı belli bir süre durdursa da devrenin sonunda ikinci golü buldular. Bu da takıma tekrar büyük bir moral sağladı. İkinci yarıya önde başlayan Galatasaray, hızını kesmedi. 51. dakikada Belhanda'nın muhteşem oyunuyla üçüncü golü de buldular. Golden sonra belli bir süre oyundan düşseler de tekrar toparlayıp yollarına devam etmeyi bildiler. Bu maçı kazanmak, Başakşehir'in puan kaybından sonra daha da önemli hale gelmişti. Bunu başararak önlerindeki en önemli virajlardan birini atlatmış oldular. Şimdi de sırada Benfica ve Kasımpaşa mücadeleleri var.

Trabzonspor ise maça istediği gibi başlayamadı. Golü yedikleri 21. dakikaya kadar pek bir varlık gösteremediler. Daha sonra Nwakaeme'nin hazırladığı pozisyonda Rodallage ile skora ortak oldular. Fakat Galatasaray tekrar ipleri eline aldı. Devrenin sonuna doğru Belhanda'nın golüne engel olamadılar. Bu Trabzonspor için önemli bir andı bence. Devre arasına berabere girebilselerdi, ikinci yarıdaki oyun çok daha farklı olabilirdi. İkinci devrenin başında yine Galatasaray ataklarına engel olamadılar. Ve 51. dakikada Belhanda'nın attığı golle fark ikiye çıkmış oldu. Trabzonspor beklediğimin aksine yedikleri golden sonra çok daha iyi oynamaya başladı. Bu bölümde kaçırdıkları poziyonları değerlendirebilseler maçın akışı farklı ilerleyebilirdi. Kaçırılan gollerden sonra Galatasaray tekrar dengeleri sağladı, bu bölümde iki takımda buldukları pozisyonları değerlendiremediler ve maç 3-1'lik skorla tamamlandı. Trabzonspor da maç sonrasında 33 puanda kalırken Galatasaray puanını 39'a çıkartmış oldu.




Maçın Adamı:
Younes Belhanda

Maça çok iyi başladı, ilk yarı rakip sahanın her bölgesinde topla buluştu. Zaman zaman geriden top çıkardı, zaman zaman ise hücumdaki tüm organizasyonların başrolündeydi. İkinci golde topu geriden çıkarıp vurduğu şutla skoru 2-1'e getirerek takımının ikinci yarıya moralli girmesini sağladı. İkinci yarı ise hız kesmeden devam etti. 51. dakikada Feghouli'yle yaptığı ikili oyun sonrasında güzel bir vuruşla ikinci golünü attı ve takımının galibiyetinde büyük bir paya sahip oldu. 3-1'den sonraki oyunu öncesine göre yeterince iyi olmasa da maçın adamı olacak performansın kat kat iyisini o dakikaya kadar göstermişti zaten.


Maçın Hayalkırıklığı: Mbaye Diagne

Her ne kadar ilk maçında ilk golünü atmış olsa da benim adıma maçın hayalkırıklığıydı. Bulduğu net pozisyonlardan sonuç alamadı. Bazen top ayağındayken gereksiz hareketler yaptı. Ve en önemlisi de sarı kartı olmasına rağmen biraz dikkatsizdi. İlk maç performansı olarak daha iyisini bekliyordum ama maalesef beklediğim gibi değildi. 3-1'den sonra çıkması gerektiğini düşünüyordum ama Fatih Terim tercihini diğer oyunculardan yana kullandı.


Oyuncu Değerlendirme: Abdülkadir Ömür

Maçın başında forvet arkasındaydı daha sonra sağ kanada geçti. Bu pozisyonda Nagatomo'ya karşı çok başarılı bir performans ortaya koydu. Nagatomo'nun hücum gücünü düşürdü, üzerine de hızıyla savunmada zaman zaman zor anlar yaşattı. Özellikle ikinci yarıda birkaç kez içeriye çok iyi katetti. Bu pozisyonlardan birinde gole de ulaşabilirdi. Fakat top kalenin hemen yanından dışarıya gitti. Bu seviyede bu oyununu devam ettirebilir ve çalışmaya devam ederse çok iyi yerlere gelmesi işten bile değil.


Galatasaray ligin 22. haftasında Kasımpaşa'ya konuk olacak, Trabzonspor ise evinde Alanyaspor'u ağırlayacak.


Bu maçlık söyleyeceklerim bu kadardı, diğer yazılarda görüşmek dileğiyle.

9 Şubat 2019 Cumartesi

Maçın Ardından: Beşiktaş - Bursaspor



Spor Toto Süper Lig'in 21. haftasında Beşiktaş evinde ağırladığı Bursaspor'u Burak Yılmaz'ın attığı gollerle 2-0 mağlup etti.

Bursaspor maçın başında etkin bir oyun ortaya koydu ve oyunu Beşiktaş'ın sahasına yıktı. Sonrasında Beşiktaş maçın kontrolünü ele aldı, birkaç gol pozisyonuna girdi ve 40. dakikada Burak Yılmaz'ın harika golüyle ilk yarıyı önde tamamladı.

İkinci yarıya Bursaspor istediği gibi başlayamadı. Bu bölümde Beşiktaş'ın Ljajic ve Güven'le başrolde olduğu ataklar vardı.

60. dakikada ise Burak Yılmaz tekrar sahneye çıktı. Kendi kazandığı topu harika kullanan Burak, takımının ve kendisinin ikinci golünü attı. Daha sonra Bursaspor biraz yüklense de yeterince pozisyon bulamadı, bulduklarını da iyi değerlendiremedi ve maç 2-0 Beşiktaş'ın üstünlüğüyle tamamlandı.


Maç Yorumu:

Beşiktaş, Antalyaspor maçından sonra etkin oyununu Bursaspor karşısında da sürdürdü. Ljajic ve Güven'in iyi oyununa Burak Yılmaz'ın bitiriciliği eklenince çok iyi işler yapabileceklerini gösterdiler. Tabii diğer oyuncuların performansları da çok önemli burada. Neredeyse kötü oynayan hiç oyuncusu yoktu bu akşam Beşiktaş'ın. Vida ve Isimat iyi ikili olmuşlar gibi duruyor. Lens, Quaresma sonrasında etkinliğini daha da arttırdı. Dorukhan önceki maçlardaki kadar iyi olmasa da bu akşam yine her yerdeydi. Bu performanslara Bursaspor'un yeterince etkin olamaması eklenince Beşiktaş rahat bir galibiyetle yoluna devam etmiş oldu.

Bursaspor cephesi ise beklediğimden kötüydü. Maça iyi başlayıp bir dönem oyunu Beşiktaş sahasına yıksalar da sonrasında Beşiktaş'ın akınlarına engel olamadılar. Nitekim golü de devre bitmeden kalelerinde gördüler. Golde Lens'in güzel pasının haricinde Burak'ın arka direkte o kadar boş bırakılmasının da payı büyük. Topu kontrol edip vuracak kadar zaman tanımış oldular Burak Yılmaz'a. O da en sevdiği işi yaptı ve uzak köşeye güzel bir şutla topu Bursaspor ağlarına gönderdi.

İkinci yarının başında yine etkisizdi Bursaspor, 60. dakikada kaptırılan topla kalelerinde ikinci golü görünce maçı çok daha zora soktular. Sonrasında yaptıkları ataklar sonuca ulaşmalarına yeterli değildi. Özellikle oyuna sonradan giren Lima'nın etkisizliği çok önemliydi burada. Fenerbahçe maçının aksine, neredeyse ayağına gelen hiçbir topta kendisinden beklenileni yapamadı. Orta sahanın ve Umut Nayir'in kötü performansı da eklenince Bursaspor için mağlubiyet kaçınılmaz oldu.





Maçın Adamı:
Burak Yılmaz

Maç boyunca çok istekliydi, kaleyi bulan iki şutu da gol oldu. İlk golde harika bir vuruşla takımını öne geçirdi. Burada Lens'in payı da çok büyüktü tabii. İkinci golde ise topu kazandı, çok güzel sürdü ve çok güzel yere bıraktı topu. Beşiktaş için çok önemli bir silah olacağını gösterdi.


Maçın Hayalkırıklığı: Allano Lima

Oyuna ikinci yarıda dahil oldu. Önceki maçlarda bize izlettiği Lima performansından çok uzaktı. Hızlı hücumlarda kendisinden beklenilen etkinliği gösteremedi ve çok pas hatası yaptı. Kendisinden daha iyi bir futbol beklediğimden bu akşamki performansı benim için tam bir hayalkırıklığıydı.


Oyuncu Değerlendirme: Yusuf Erdoğan

Sezon başında beklediğim performansta değildi, ayağında çok fazla top tuttuğu için atakları çok yavaşlatıyor ve çok fazla top eziyordu. Fakat özellikle ikinci devreye çok iyi başladı. Fenerbahçe maçında sonradan girip çok iyi  bir performans göstermişti. Bu maçta da Bursaspor'da bana göre en etkin oyuncu Yusuf'tu. Kanattan içeriye doğru güzel koşular yaptı, topla oyunu çok iyiydi. Zaten maçın sonlarına doğru bulunan pozisyonlar da hep Yusuf'un ayağından geldi. Umut Nayir ve sonradan giren Kubilay'ın performansları daha iyi olsaydı bugün asist de yapabilirdi bence. Maç boyunca Bursaspor takımına bakınca Yusuf Erdoğan bu Bursaspor için çok fazla diye düşünmedim değil.


Gelecek hafta Beşiktaş, Yeni Malatyaspor'a konuk olacak. Bursaspor ise evinde Çaykur Rizespor'u ağırlayacak.


Bu maçlık söyleyeceklerim bu kadardı, diğer yazılarda görüşmek dileğiyle.

7 Şubat 2019 Perşembe

Maçın Ardından: Akhisarspor - Kasımpaşa



Ziraat Türkiye Kupası çeyrek final ilk maçında Akhisarspor evinde ağırladığı Kasımpaşa'yı 3-1 mağlup etti.

İlk yarısı bol pozisyonlu geçen maçta Akhisarspor 41. dakikada organize gelişen atakta Cikalleshi'nin kafası ile 1-0 öne geçti.

İkinci yarıya iki takım da hızlı başladı. Savunmanın hatasından faydalanan Josue'nin kaptığı topla gelişen atakta Akhisarspor yine Cikalleshi ile durumu 2-0'a getirdi. Gol sonrası akınlarını arttıran Akhisarspor bu kez de Regattin'in düşürülmesiyle kazandığı penaltıyı Josue ile gole çevirdi ve skoru 3-0'a getirdi.

90+3. dakikada ise Hajradinovic'in muhteşem golüyle maç 3-1'e geldi ve bu golle de maçın skoru belli olmuş oldu.


Maç Yorumu:

Maç boyunca iki takım da etkiliydi fakat belirli pozisyonları daha iyi değerlendirdiği için Akhisarspor 3-1 gibi bir skorla avantajı eline almış oldu.

Akhisarspor cephesindeki gayet olumlu bir oyun vardı. Özellikle attıkları ilk golde çok iyi organize olduklarını düşünüyorum. Golde de en büyük payı Regattin'e vermek gerek. Sağ kanattan sol kanada yaptığı koşuyla takımına büyük bir boş alan açtı ve Barbosa'ya verdiği pasla gole büyük bir etkide bulundu. Tabii Cikalleshi'nin güzel kafa vuruşunu da unutmamak gerek.

İkinci yarının ve maçın genelinin en önemli pozisyonu ise Akhisarspor'un attığı ikinci goldü. Kasımpaşa kendi sahasında yaptığı hatanın bedelini büyük ödedi. Yedikleri golle beraber uzun bir süre oyundan düştüler, bu bölümde de Akhisarspor birçok gol pozisyonuna girdi. Sonucunda da Josue'nin ayağından gelen golle skoru 3-0'a getirdi.

Bence Akhisarspor'un son iki maçta da iyi bir oyunu vardı. Fakat Başakşehir karşılaşmasında sonuca gidemediler. Özellikle ikinci yarı çok etkin bir oyun ortaya koyup golü bulamayınca 3. golü yemişlerdi. Oyunlarını sonuca götürebilirlerse ligde kalabileceklerini düşünüyorum.

Kasımpaşa ise ikinci yarıya istediği gibi bir başlangıç yapamadı, bunda golcüleri Diagne'nin eksikliği de büyük önem arz ediyor. Ama gol krallığında zirvede de olsa bir oyuncunun takımı bu denli etkilememesi gerektiğini düşünüyorum. Bu akşam kötü değillerdi ama birkaç önemli pozisyonda yapılan hataların maçı belirlediğini düşünüyorum. Özellikle yenilen ikinci gol moral anlamında da olumsuz bir etki yarattı takımda ve 3. golü de kalelerinde gördüler. Sonrasında toparlanmaya çalıştılar ve 90+3'te Hajradinovic'in güzel golüyle skoru 3-1'e getirdiler, bence en azından az da olsa bir umut yaratmış oldu bu gol takım için.


Maçın Adamı: Josue

Atılan 3 golde de payı vardı. İlk golde güzel bir kafa pasında topu sola taşıdı. İkinci golde topu kaparak gole büyük etkide bulundu ve üçüncü golün sahibiydi. Kısacası maçın tümüne etki edecek bir performans ortaya koydu.

Maçın Hayalkırıklığı: Loret Sadiku

Maçın genelinde çok etkisiz biri olduğunu düşünmüyorum fakat maçın tümüne etki edecek hatayı yaptığı için Sadiku'yu maçın hayalkırıklığı olan oyuncu olarak seçtim. Golde yaptığı büyük hatayla takımının iki farkla geriye düşmesine sebep oldu ve bu gol tüm takımın moraline olumsuz etkide bulundu.



Oyuncu Değerlendirme:
Sokol Cikalleshi

Takıma devre arasında katılan Cikalleshi maçın en iyilerinden biriydi, attığı iki gol de çok şıktı. Hatta üçüncü gole de çok yaklaşmıştı ki bana göre faul ile durdurulmasına rağmen VAR'a bile gidilmedi. Bunda hakemin üzerindeki skor rahatlığı da olabilir. Eğer o pozisyon 2-0'ken değil de 0-0'ken olsaydı, bu kadar rahat davranacaklarını düşünmüyorum.

Genel olarak çok iyi bir maç çıkardı, son vuruşlarda çok iyiydi. Akhisarspor'a çok katkı sağlayacak gibi duruyor.


Kupada ikinci maçlar 26-27-28 Şubat tarihlerinde oynanacak.


Bu maçlık söyleyeceklerim bu kadardı, diğer yazılarda görüşmek dileğiyle.

Maçın Ardından: Galatasaray - Hatayspor



Ziraat Türkiye Kupası çeyrek final ilk maçında Galatasaray evinde ağırladığı Hatayspor'u 2-0 mağlup etti.

Maçın başlarında daha etkin olan takım Galatasaray'dı. Nitekim 7. dakikada kornerden gelen ortaya kafayı vuran Luyindama ile 1-0 öne geçtiler.Golden sonra da oyununa etkin bir şekilde devam etti Galatasaray. Fakat bu bölümde girdiği birkaç pozisyondan sonuç alamadı. İlk yarının sonuna doğru Luyindama'nın topu kaybedip sonrasında yaptığı hareketi çok tartışılsa da hakem VAR'a giderek faul ya da kart değerlendirmesinde bulunmadı. 39. dakikada Galatasaray, Donk'un uzun topunda Fernando ile bir pozisyona girdi ve pozisyon sonucunda Hatayspor kalecisi, topa ceza alanı dışında elle müdahale ettiği için kırmızı kart gördü. Ve Hatayspor 10 kişi kalırken ilk yarı bu skorla sonuçlandı.

İkinci yarıya başlarken herkes Galatasaray'dan daha etkin bir futbol ve gol ya da goller bekliyordu ama beklenilenin aksine Galatasaray çok etkisizdi. Tabii burada Hatayspor oyuncularının iyi bir takım oyunu çıkarttığını söylemekte fayda var.

İkinci yarıya bu şekilde başlayan Galatasaray değişiklikler ile daha etkin olmaya başladı ve 90+2'de Linnes'in büyük çabasıyla Feghouli'nin ayağından golü buldu. Ve ikinci maça avantaj elde edecek skoru yakalayarak gitmiş oldu.

Maç Yorumu:

Galatasaray maç boyunca beklenildiğinden kötüydü, daha fazla pozisyona gireceğini ve oyunun kontrolünü alacağını düşünüyordum. Fakat birkaç pozisyon haricinde etkisizlerdi. Bunun en önemli sebeplerinden biri de bence orta sahadan top çıkartmalarının biraz uzun sürmesi. En azından öne geçtiklerinde kontralara daha iyi çıkabilseler, son pas tercihlerini daha iyi yapabilseler daha farklı bir skorla karşılaşabilirdik.

Hatayspor ise bence iyi bir futbol ortaya koydu. Maçın başında golü yemeseler, oyunlarını daha net izleyip anlayabilirdik. Ama sonrasında da bize iki ayaklı maçlarda nasıl oynanması gerektiğinin bir dersini verdiler desem abartmış olmam herhalde. Özellikle kırmızı karttan sonraki oyunları çok takdir edilecek tarzdaydı.

Tüm bunların dışında tek maçlık bir yorum getirmem gerekirse Hatayspor, takım oyununu güzel oynayan bir ekip. Birlikte çıkıp birlikte dönmeyi iyi biliyorlar. Savunma dirençleri iyi ve maçın tamamında gördüğüm kadarıyla da kaleci bakımından da şanslılar.

Bu maç için kırmızı karttan dolayı zor bir süreç geçirdiler ama ikinci maçta zor da olsa seyircileriyle beraber şansları olabilir.

Maçın Adamı: Martin Linnes

Maç boyunca hem defansif hem ofansif anlamda çok iyiydi. Yunus'la çok iyi anlaştı. Ve özellikle ikinci goldeki çabası ve katkısıyla büyük alkış aldı.

Maçın Hayalkırıklığı: Henry Onyekuru

Takım skoru 1-0'a 7. dakika gibi erken bir sürede getirdi. Ve bu süreden sonra tam da Onyekuru'nun istediği tarz açık bir oyun vardı. Fakat ayağına gelen topları 1-2 pozisyon haricinde beklediğimden çok daha kötü değerlendirdi. Bu tarz açık oyunda çok daha etkin, çok daha gole yakın oynaması gerek.




Oyuncu Değerlendirme:
Yunus Akgün

Her geçen gün daha iyiye gidiyor. Bu akşam da maçın en iyilerindendi, hatta maçın adamı konusunda Linnes ile Yunus arasında kalmıştım ama Linnes'in son goldeki büyük çabasından dolayı maçın adamı olarak onu seçmeyi uygun gördüm.

Maç boyunca topu ayağına aldığı her zaman etkiliydi. Özellikle dar alanda topu çok iyi kullanıyor. Birkaç pozisyonda "oradan da çıkamaz" dediğim yerlerden çok rahat çıkardı topu. Bu oyununu da golle süsleyebilirdi fakat birinde direk engel oldu diğerinde ise son zamanlarda takımca sıkıntısını çektiğimiz gelişine vuramama saçmalığımız. Geçen haftaki Alanya maçında Sinan 2 gol pozisyonunu bu şekilde harcamıştı. Bu akşam gördük ki aynı hastalık Yunus'ta da var. Ama en anlamadığım kısmı top ters ayağına da gelmedi. Yani gayet rahat tek vuruş yapabilirdi. Altyapıdan taşıdıkları bir sorun olabilir bu. Eğer öyleyse hemen üzerinde çalışmaları gerek.

Ama Yunus bu sorunun haricinde gerçekten iki maçtır çok iyi bir performans sergiliyor. Ve bence Yunus'un olası bir Onyekuru ya da Feghouli yokluğunda Sinan'ın önünde olması gerekiyor.


Kupada ikinci maçlar 26-27-28 Şubat tarihlerinde oynanacak.


Bu maçlık söyleyeceklerim bu kadardı, diğer yazılarda görüşmek dileğiyle.