12 Ekim 2020 Pazartesi

Boşa Harcanan Fırsatlar


Galatasaray'ın son yıllarda transferde zorluklar çekmesinin en büyük sebebi geçmiş dönemde verilen yanlış kararlar. Ele geçen birçok fırsatın boşa harcanması ve ihtiyaca göre değil de taraftar isteğine göre transfer yapılması, bugünlerde yönetimin elinin kolunun bağlanmasının nedeni.

Ben de bu yazıda önceki transfer dönemlerinde yapılan hataları ve bunun doğurduğu sonuçları anlatmak istedim.

Bugünün durumuna bakmak için, geçmişteki hataları gözden geçirmek gerek. Her şeyin başladığı döneme gidelim. 2018 yaz transfer döneminde Galatasaray, Uefa'nın FFP kapsamında imzalanan anlaşma ile sadece sattığı kadar harcayabileceği bir döneme girdi. 2018 yaz döneminden bu yana inceleyelim.

Not: Bu bölümde sadece bir ücretle alınan-satılan ya da kiralanan futbolcular olacaktır. Bonservissiz ya da herhangi bir ücret ödenmeden kiralanan oyuncular bulunmayacaktır.



2018 Yaz


Giden:

Gomis     6 milyon €
Cavanda  2.4 milyon €
Carole     750 bin €

Gelen:

Emre Akbaba           4 milyon €
Nagatomo                2.5 milyon €
Onyekuru(Kiralık)   800 bin €
Ndiaye (Kiralık)      750 bin €
Ömer Bayram          400 bin €
Birhan Vatansever   81 bin €

İlk dönem harcamaları bunlar. Asıl sorunun başladığı zaman da burası bence. Gomis 6 milyona satılıyor. Bu sırada takımda sadece bir santrfor var. İki sezondur güven vermeyen Eren Derdiyok. Yerine bir santrfor alınmaması ya da kiralanmaması bu dönemin en kötü kararı. Bunun al-sat dengesinin arkasına sığınılıp yapılması ise başlı başına bir sorumsuzluk örneği. Taraftarın gazıyla alınan Emre Akbaba, bir sezon önce devre arasında gelen ve teknik ekibin isteğiyle yaşı göze alınmaksızın 2.5 milyon € gibi yüksek bir para ödenen Nagatomo da aynı hatanın devamı. Bu kararlar geleceği de etkiledi tabii ki. Gelelim ara transfere.


2019 Kış

Giden:

Ozan Kabak                    11 milyon €
Garry Rodrigues             9 milyon €
Maicon (1.5 yıl kiralık)  1.7 milyon €

Gelen:

Diagne         13 milyon €
Marcao        4 milyon €
Luyindama  3 milyon € (Zorunlu satın almalı kira ücreti)

Yaz transfer döneminin acısının çekildiği ve Serdar Aziz ve Tolga Cigerci'nin gönderilmesi gibi bir
takım radikal kararların alındığı transfer dönemi.

Sezona santrforsuz başlayan Galatasaray, ilk devre boyunca bunun acısını ciddi şekilde çekti ve bunun üzerine devre arası ciddi bir santrfor operasyonu yapıldı. Mitroglou kiralandı. Fakat Ozan Kabak'tan gelen beklenmedik gelirle birden elinde parayı gören yönetim, Fatih Terim'in de onayıyla Diagne'ye yönelerek önceki döneminin yanlışına devam etti. Bu dönemin en güzel getirileri de Marcao ve Luyindama hamleleriydi. Burada özellikle Diagne yerine daha uygun bir oyuncuya yönelip, Luyindama'nın bonservisinin tamamının ödenmesi çok mantıklı olabilirdi. 



2019 Yaz


Giden:

Fernando                      4.5 milyon €
Diagne (Kiralık)           3.35 milyon €
Mitroglou (Kiralık)      1.25 milyon €
Ozornwafor (Kiralık)   200 bin €
İsmail Çipe                   25 bin €

Gelen:

Luyindama    5 milyon € (Zorunlu satın alma)
Ozornwafor   300 bin €
Seri (Kira)     1.5 milyon €
Lemina          1 milyon €
Andone         700 bin €
Emre Mor     190 bin €

Bu dönemde ise önceki iki dönemden de farklı bir transfer stratejisi izlendi. Kazanılan paranın ciddi bir bölümü oyuncuların kira bedellerine gitti. Burada en önemli kısım da Luyindama için ödenen zorunlu satın alma ücreti. Bir önceki dönemin hatası olmasa ve Luyindama'nın 5 milyon €'luk satın alma ücreti aynı dönem ödenseydi, bu transfer döneminde Galatasaray'ın eli çok daha rahat olacak ve belki de kiralık oyuncular yerine potansiyelli, ilerde para getirebilecek genç oyunculara yöneleceklerdi.

2020 Kış

Giden:

Babel (Kiralık)  1.55 milyon €
Emre Taşdemir  92 bin €

Gelen:

Onyekuru  750 bin € (6 ay kiralık)
Saracchi    500 bin € (1.5 yıl kiralık)

Yaz transfer döneminde yapılan kadro planlama hatası ve sonucunda gelişen bir transfer dönemi daha. Yapılan kısıtlı takviyeler. Satılamayan oyuncular, dolayısıyla kazanılamayan para ve aynı yaz transfer döneminde olduğu gibi mecbur kalınan kiralık oyuncu transferleri.



2020 Yaz


Giden:

Maicon                                 1.43 milyon €
Jimmy Durmaz (Kiralık)     291 bin €

Gelen:

Etebo (Kiralık)                  750 bin €

Son dönemin transfer bilançosu da bu şekilde. Önceki dönemde yapılan hataların, kullanılamayan fırsatların elbette bir sonucu olacaktı. O da 2020 yaz transfer dönemine denk geldi.

Galatasaray, bir önceki yaz transfer döneminde, çoğunluğu kiralık oyuncularla da olsa, kadrosunu güçlendirebilmişti. Strateji doğru ya da yanlış. En azından bu hamleler yapılabiliyordu. Geldiğimiz dönemde bunun bile yapılamamış olması durumun ne kadar vahim olduğunun bir göstergesi.

Gomis'ten gelen parayla, bir santrfor değil de sözleşmesinin son yılındaki Emre Akbaba'nın alınması ve 30'un üstündeki Nagatomo'ya 2.5 milyon € bonservis ödenmesi, ara transferdeki gelirin büyük bir bölümünün Diagne transferine harcanması, sonraki dönemde Fernando'nun satışı haricinde yeterince iyi bir gelirin olmaması, aynı dönem kiralık oyuncular için harcanan paralar ve günümüzde transfer yapamayan bir Galatasaray...Bugünkü durumda bu ve bunlar gibi birçok hatanın payı oldukça yüksek. Ama her hata da bir tecrübedir, bunlardan ders çıkarıp, sonraki dönemlerde daha farklı bir strateji izlemek Galatasaray'ın yararına olacaktır.


Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle.

10 Ekim 2020 Cumartesi

Galatasaray'da Transfer Bitmez!

Galatasaray'da transfer, 2018 yaz döneminden beri süregelen bir yılan hikayesi. Aynı dönem UEFA ile yapılan anlaşma, bunun paralelinde uymak zorunda olunan al-sat dengesi kuralı ve günümüze kadar süren transfer tartışmaları...

Galatasaray bu sezon da geçirdiği transfer dönemiyle teknik direktörü Fatih Terim'i ve taraftarın büyük bir bölümünü hayal kırıklığına uğrattı. Peki bu durum; yönetimden mi, UEFA'yla imzalanan anlaşmadan mı, yoksa yönetim ve teknik ekibin önceden verdiği yanlış kararlardan dolayı mı böyle gelişti? Gelin, beraber bakalım.



Önceki Sezonlarda Yapılan Hatalar


Bugünün durumuna bakmak için, geçmişteki hataları gözden geçirmek gerek. Bana göre, bu dönem transfer yapılamamasının en büyük nedeni önceki iki sezondaki transfer dönemlerinin iyi değerlendirilmemesi. Her şeyin başladığı döneme gidelim. 2018 yaz transfer döneminde Galatasaray, UEFA'nın FFP kapsamında imzalanan anlaşma ile sadece sattığı kadar harcayabileceği bir döneme girdi.

2018 yaz transfer döneminden bu yana gelinen süreçte Galatasaray, bonservis ya da kiralama ücretiyle
transfer yapamaz hale geldi. Üst üste yapılan hatalar ve verilen yanlış kararlar üzerine bu duruma düşüldü. Bu konuda hem UEFA'yla yapılan anlaşmanın, hem de yönetim ve teknik ekibin aldığı kararların büyük payı var. Gomis'in satışı, yerine yapılmayan santrfor transferi, daha sonraki dönemde 13 milyon €'luk Diagne hatası, sonraki transfer döneminde çoğunlukla kiralık oyunculara yönelinmesi ve bunun paralelinde gelişen satılabilecek oyuncu azlığından kaynaklanan gelir sağlayamama...Galatasaray'ın bugün yaşadığı kıtlığın temelinde yatan problemler bana göre bunlar.


2020 Yaz Transfer Dönemi

Dönemin başında Maicon, 1.43 milyon €'ya Nasr'a satıldı. Ve son günlerde de Jimmy Durmaz, 291 bin € karşılığında Karagümrük'e kiralandı. Galatasaray için koskoca bir transfer döneminde bu iki transfer ücreti haricinde bir gelir yoktu. Bu yüzden, sadece Etobo'yu transfer ücreti vererek kadrosuna katabildi. Diğer tüm oyuncular bildiğiniz üzre bonservis ya da bir kira bedeli ödenmeyen oyuncular. Eksiklere rağmen yapılamayan ya da yönetim tarafından yapılamayacağı aksettirilen transferler, taraftar ve teknik direktör Fatih Terim tarafında hayal kırıklığı yarattı.



Alınamayan Oyuncular


Yaz transfer döneminin en önemli mesajlarından biri de Fatih Terim ve ekibi tarafından istenilip alınamayan oyuncular. Doumbia, Moder, Hauge, Coulibaly ve Jozwiak bu isimlerden birkaçı.  Bu profilleri incelediğimizde hepsinin genç ve yüksek potansiyelli, Marcao tipi scout transferi hamleleri olduğunu görüyoruz. Bu da eğer kulübün elinde harcayacak para olsaydı, nasıl bir yol çizileceğinin göstergesi. Bu yüzden de hem geçmişte yapılan hatalardan alınan bir ders, hem de gelecek için bir mesaj bu.


Gönderilemeyen Oyuncular

Transfer döneminin kötü geçmesinin en büyük sebebi de Feghouli, Babel, Belhanda, Falcao ve Diagne
gibi gönderilemeyen oyuncular. Galatasaray, fazladan bir ya da iki oyuncuyu bonservisiyle, bir, iki oyuncuyu da karşılıklı anlaşmayla elden çıkarabilse bugün çok farklı bir transfer dönemi konuşuyor olabilirdik.

Bu transfer döneminde olmasa da ara transfer döneminde ya da gelecek sezonda bu oyuncuların birkaçıyla yolların ayrılması gerektiği düşüncesindeyim. Bu oyuncular takımın hem yaş ortalamasını hem de maaş ortalamasını yukarı çekiyor. Sağladıkladıkları katkı ise maaşlarıyla ters orantılı.



Güncel Kadrodaki Maaş Yükü


Diğer tüm başlıklarda olduğu gibi bu başlık da önceki sezonlarda yapılan hataların bir sonucu olarak
karşımıza çıkıyor. Dursun Özbek döneminde astronomik rakamlarla sözleşme imzalanan Belhanda ve Feghouli gibi oyunculara, sonraki sezonlarda Falcao, Babel, Diagne gibi oyuncuların eklenmesi bu bölümde ciddi bir yığılmaya yol açtı. Bunun sonucunda ise Şampiyonlar Ligi'ne katılamadığınız bir sezonda büyük bir maaş yükü doğuyor. Dolayısıyla güncel kadrodaki maaş yükü de bugünün yapılamayan transferlerinde çok etkili.


Gelecek Sezon İzlenmesi Gereken Transfer Stratejisi

Galatasaray, UEFA ile yapılan FFP anlaşmasının son senesinde. Dolayısıyla sezon sonunda sattığın kadar
al kuralının da bitme ihtimali yüksek. Burada küçük de olsa bir devam anlaşması ihtimali de var tabii ki. Ama şu ana kadar olan süreye baktığımızda Galatasaray'ın bu anlaşmaya uyduğunu görüyoruz. Sonuç olarak bu kural, gelecek sezonun transfer döneminde nasıl bir yol izleneceğini gösterecek.

Eğer Galatasaray "sattığın kadar alabilirsin" kısıtlamasından kurtulursa; bu sezonki söylentilerden yola çıkarak, genç ve potansiyelli, kendisine verilen bonservis ücretinden daha fazlasını getirebilecek oyunculara yönelecek gibi duruyor. Kısıtlamadan kurtulamasa bile, sattığı oyunculardan gelen parayı bu tarzda oyuncu transferlerine harcayabilir. Bana kalırsa, orta sıra Avrupa takımlarından kopmamak ve bu klasmanda yarışmacı olmak için uygulanması gereken en mantıklı seçenek de budur. Hatta çok geç kalınmış bir seçenek...


Bu yazımda Galatasaray'ın transfer stratejilerini, geçmişte yaptığı hataları ve gelecekte neler yapması gerektiğiyle ilgili konulardan bahsettim. Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle.





15 Mayıs 2020 Cuma

Formula 1'de Dengeler Değişiyor



Geçtiğimiz birkaç gün Formula 1'de hareketli saatler yaşandı. Olayların başlangıç noktası Ferrari ve Vettel'in yeni sözleşme üzerinde anlaşamamalarıydı. Bunun üzerine Ferrari 2021 için Sainz'la, McLaren ise Ricciardo'yla anlaştı. Ben de bu hamleler sonrasında yaşanabilecekleri ve bu gelişmeler hakkındaki düşüncelerimi yazmak istedim.

Ferrari - Vettel

Konuya gelişmelerin başlangıç noktası olan Ferrari, Vettel ilişkisinden başlamak gerek. Vatandaşı Schumacher'in izinden giderek Ferrari ile başarılar yaşamak isteyen Vettel, zaman zaman kendi hataları, zaman zaman ise takım hatalarından dolayı bu uzun yolculuk boyunca beklediği ya da kendisinden beklenilen başarıyı yakalayamadı.Takımın iyi denilebilecek seviyede olduğu 2018 ve 2019 yıllarında hayal kırıklığı yaratan Vettel, geçen sezonun başında takıma katılan Leclerc'in performansı sonrasında gözden daha da düştü ve Ferrari bunun üzerine 2020 sonrasında normalde aldığı paradan çok daha düşük bir kontrat teklifiyle geldi. Alman sürücü ise bu teklife hayır cevabını verdi.

Bana göre bu, iki taraf için de doğru bir karar oldu. Uzun zamandır beklenilen başarıların gelmemesi, hem Ferrari hem de Alman sürücü için büyük bir baskı yaratıyordu.Sezon başında Vettel'in performansına yaklaşabilecek seviyede bir grafik çizen Leclerc'ten sonra da yolların ayrılması en mantıklı seçim olacaktı. Ve öyle de oldu.


Sainz Tercihi

Yaşanan gelişmeler üzerine Sainz ve Ricciardo'nun isimleri Ferrari ile anılmaya başlandı. Ve sonuç olarak 2021 için Şahlanan At'ın koltuğu İspanyol sürücünün oldu.

Bence Ricciardo seçimi Ferrari için kısa vadede daha iyi bir seçenek olabilirdi. Leclerc'in geçen yıl yaptığı çıkış ve Vettel'in kötü performansı üzerine böyle bir seçimde bulunmuş olabilirler. Fakat dikkat edilmesi gereken birkaç nokta var. Leclerc her ne kadar iyi bir performans göstermiş olsa da genele bakıldığında Vettel'le arasında pek bir fark yoktu. Ayrıca Leclerc'in iyi gözükmesinin sebebi Vettel'in kötü performansından kaynaklanıyor olabilir. Buna güvenip birinci koltuğu Leclerc'e emanet etmek gerçekten büyük cesaret. Diğer yandan ise Ricciardo'nun yaşı ve ikinci pilot olmak istememe ihtimali üzerine Sainz'ın seçilmesini de mantıksız bulmuyorum. Sainz burada hem Leclerc'ten çok da kötü bir performans vermeyecek bir yetenek hem de birinci pilot kavgasına girişme ihtimali düşük olan bir pilot olarak öne çıktı. Bunların haricinde bir de Ricciardo'dan 5 yaş daha genç olması ve Avustralyalı pilota göre daha az maaşı kabul etmesi de ayrı bir avantaj.



Ricciardo'nun Hamlesi

Ferrari'nin Sainz'ı tercih etmesi üzerine Ricciardo da ondan boşalan koltuğu kaptı ve McLaren'le sözleşme imzaladı.

Bu kontrat Ricciardo için çok büyük bir adım olmasa da mantıklı sebepler içeriyor. Bunların en önemlisi 2021'de McLaren'in tekrar Mercedes motoruna geri dönmesi. Son sezonda büyük bir çıkış yapan McLaren, motor değişikliğiyle birlikte eski şanlı günlerine dönebilir. Bu da Ricciardo için büyük bir şans. Bir diğer sebep ise Renault'un yakın zamanda Formula 1'den çekilme ihtimalinin bulunması. Uzun süredir beklenilen çıkışı yapamayan Fransız ekibin maliyetlerden dolayı F1'e veda etmesi söz konusu.


Renault'un Boş Koltuğu

Ricciardo'nun yeni sezon için McLaren'le anlaşması üzerine Renault'un bir koltuğu boşalmış oldu. Bunun üzerine çıkan haberlerde ise Alonso, Vettel, Hulkenberg ve -boşa düşmesi halinde- Bottas'ın isimleri geçiyor. Alonso bu isimler içerisinde en çok konuşulan kişi.

Bence uzun süredir beklediği başarıyı yakalayamayan Fransız ekibin, gelecek sezon için Ricciardo'nun yüklü kontratından çıkması büyük şans. Listedeki kişiler içerisinde Vettel haricinde de çok büyük meblalar isteyecek bir pilot bulunmuyor. Alonso yeni bir şans yakalayacağı için büyük bir kontrat istemez diye düşünüyorum. Bu bağlamda bakıldığında Alonso ilk tercih olacak gibi. Eğer anlaşma sağlanamazsa Mercedes'in Bottas için vereceği kararı ve Vettel'in kişisel kararını bekleyebilirler. Tabii bu sıralamayı konuşurken Alonso'nun 2021'de 40 yaşında olacağını unutmamak gerek.



Vettel'in Yarışmama İhtimali

2020 sonrasında Ferrari'de yarışmayacak olan Vettel'in ne yapacağı ise merak konusu. Mercedes'in kararını mı bekleyecek, Renault ya da Red Bull gibi bir takıma mı imza atacak henüz belli değil.

Kişisel kararı ne olacak bilmiyorum ama bence en az 4-5 sezon daha yarışabilir. Ama son zamanlarda yaşadığı baskı ve dünyanın içerisinde bulunduğu durumdan ötürü ailesine ve sevdiklerine daha çok zaman ayırma gibi bir tercihte bulunabilir. Bunu da zaman gösterecektir, fakat bence emekli olması için çok erken.


2020 sezonu ne zaman başlayacak, ya da başlayacak mı? 2021 neler getirecek? Hepsinin cevabı zamanda. Merakla, heyecanla bekliyoruz.

Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle.



1 Mart 2019 Cuma

Maçın Ardından: Antalyaspor - Ankaragücü



Spor Toto Süper Lig'in 24. haftasında Ankaragücü, Antalyaspor deplasmanından 4-2'lik galibiyetle ayrıldı. Ankaragücü'nün gollerini Orgill(3) ve Boyd kaydederken, Antalyaspor'un golleri Chico ve Sangare'den geldi.

İlk yarı çok heyecanlıydı. 6 golün 5'i bu bölümde geldi. Önce Antalyaspor, Chico'nun kafasıyla öne geçti. 2 dakika sonra Orgill skoru eşitledi. 26'da tekrar sahnede Orgill vardı ve 2-1 öne geçti Ankaragücü. Sonra 30. dakikada Sangare skoru tekrar eşitlerken devrenin son bölümlerinde yine Orgill sahneye çıktı ve devre 3-2 sona erdi. İkinci yarıda ise Antalyaspor etkin olan taraftı fakat girdikleri pozisyonları değerlendiremediler. Son bölümde ise Ankaragücü bu kez Boyd ile golü buldu ve maç 4-2 sona erdi.


Maç Yorumu:

Ankaragücü'nün son dönemde yükselen bir performansı var ve bunu bu maçta da devam ettirdiler. Devre arasında yapılan transferlerle lige tekrar tutundular. Özellikle hücum hattını çok beğendim bu akşam. Çok etkin bir futbol oynamıyorlar fakat buldukları pozisyonları çok iyi değerlendiriyorlar. Özellikle Boyd ve Orgill bu konuda çok iyi. Bu akşam da hücumda en çok öne çıkanlar onlardı. Kulusic savunmada çok iyiydi, takımı bu yönde çok toparlıyor. Djedje ise orta bölümde birçok atağa engel oldu. Bu oyun düzeninde istikrar sağlarlarsa ligde kalacaklarını düşünüyorum.

Antalya ise ikinci yarıya çok iyi başlamamıştı ama son dönemde aldıkları puanlarla 7. sıraya kadar yükseldiler, Ankaragücü'ne ve alt sırada bulunan diğer takımlara göre çok rahatlar. Fakat yine de puan farkı çok fazla değil. Bunun en net örneği de ikinci yarıya 2. sırada başlayan Kasımpaşa'nın şu an bulunduğu yer. Birkaç maç üst üste puan kaybı yaparlarsa eğer kendilerini tekrar aynı bölgede bulabilirler.

Bu akşam hücum anlamında çok kötü değillerdi fakat savunmada resmen döküldüler. Ankaragücü'nün organize çıktığı her atakta kalelerinde gol gördüler. Bu anlamda kendilerini geliştirmeleri gerekiyor. Orta saha da bu akşam yeterince iyi değildi. Özellikle Serdar Özkan'ın neden oynadığını çözemedim. Ama ikinci yarı Bülent hoca Doukara ve Drole'in performanslarını görmüştür diye düşünüyorum. Doukara, Drole ve Amilton varken başka seçenekleri değerlendirmek bana biraz mantıksız geliyor. Sonuç olarak inişli çıkışlı bir performansları var ama ligi orta sıralarda bitirecekleri düşüncesindeyim.




Maçın Adamı:
Dever Orgill

Çok iyi bir maç çıkarttı. İlk yarı bulduğu tüm pozisyonları gole çevirdi. 41 dakikada hat-trick yaptı. Golü çok iyi kokluyor ve bu akşam yaptığı tüm işler çok akıllıcaydı. Ankaragücü'nün bu zorlu süreçte en çok ihtiyacı olacağı kişilerden biri olacaktır.


Maçın Hayalkırıklığı: Salih Dursun

Boffin'in de performansı kötüydü fakat Salih Dursun tüm maç genelinde baktığımızda daha kötü bir performans sergiledi bana göre. Savunmada Diego'ya hiç ayak uyduramıyor. Toplu oyunda kötü olması takımın çıkışlarına etki ediyor. Önceki haftalarda da birkaç hatası vardı. Performansını biraz daha yükseltmesi gerek.Yoksa formayı kaptırabilir.


Oyuncu Değerlendirme: Tyler Boyd

Son haftalarda yükselen bir performansı var. Bu maçta da Orgill'den sonra takımın en iyi oyuncusuydu. Maçı da 1 gol 2 asistle tamamladı zaten. İki kanatta da oynadı ve ikisinde de iyi bir performans gösterdi. Özellikle iki ve üçüncü gollerdeki asistleri çok önemliydi. Dolayısıyla Boyd maçın kazanılmasında önemli bir paya sahipti. Ayağı çok iyi ve gole çok yakın bir oyun tarzı var. Bu oyununu sürdürürse kendisini yakın zamanda daha iyi bir kulüpte görebiliriz.


Bu maçlık söyleyeceklerim bu kadardı, diğer yazılarda görüşmek dileğiyle.

26 Şubat 2019 Salı

Maçın Ardından: Beşiktaş - Fenerbahçe



Spor Toto Süper Lig'in 23. haftasında İnönü'de oynanılan maçta Beşiktaş, Fenerbahçe ile 3-3 berabere kaldı. Beşiktaş'ın gollerini Gökhan Gönül ve Burak Yılmaz(2) atarken Fenerbahçe'nin golleri Zajc, Sadık ve Hasan Ali'den geldi.


Maça Beşiktaş çok iyi başladı. Nitekim golü de 10. dakikada buldular. Sonrasında hiç hız kesmeden akınlara devam eden Beşiktaş bir de penaltı kazandı ve penaltıyı gole çeviren Burak Yılmaz skoru 2-0'a getirdi. Golden sonrasında da Beşiktaş etkindi fakat buldukları pozisyonları iyi değerlendiremediler. Devrenin sonuna doğru Fenerbahçe biraz kıpırdandı fakat Beşiktaş ani bir kontrayla bir gol daha bularak maçı 3-0'a getirdi. İkinci devrede ise çok farklı bir oyun vardı. Fenerbahçe iki değişiklikle başladı ikinci yarıya. Ve ilk yarıdan çok daha etkin bir oyun ortaya koydular. 55'te Zajc'ın golü geldi ve skor 3-1 oldu.Daha sonra duran toptan bir gol daha bulan Fenerbahçe skoru 3-2'ye getirdi. Akınlarına devam eden Fenerbahçe 2. golden 6 dakika sonra Hasan Ali ile skoru 3-3 yaptı.Sonrasında iki takım da gol pozisyonlarına girseler de bunu değerlendiremediler ve maç 3-3'lük beraberlikle sonuçlandı.


Maç Yorumu:

Beşiktaş maça çok iyi başladı. Özellikle orta sahada çok etkinlerdi. Hem Fenerbahçe'nin savunmadan top çıkaramamasında hem de oyunu Fenerbahçe yarı alanına yıkmakta başarılılardı. Bu da pozisyonları ve golleri getiren en büyük etkenlerden biriydi. Sağ kanattan yaptıkları akınlarda Gökhan'ın oynadığı oyun çok etkiliydi. Bu da kısa sürede skorun 2-0'a gelmesini sağladı. Daha sonra Fenerbahçe biraz kıpırdandı fakat Beşiktaş kontrayla bir gol daha buldu. Burada Burak'ın koşusu ve vuruşu çok başarılıydı. İkinci yarıda ise orta saha ilk yarıda oynadığı oyundan çok farklıydı. Tabii bunda Fenerbahçe'nin etkili oyunu da önemli bir unsurdu. Yedikleri ilk golden sonra bir telaş oyunu hakimdi. Belki de sakin kalabilseler alacakları bir maçtı ama başarılı olamadılar bu konuda. Özellikle rakibin sağ kanattaki oyunlarına engel olamadılar. Soldado'nun aldığı toplara da çözüm bulamayınca rakip çok rahat skora gidebildi. Daha kötü de olabilirdi sonuç Beşiktaş için, bence 3-3'ten sonra maçın böyle bittiğine şükretmeliler. Şampiyonluk yolunda çok büyük bir yara aldılar. Açılan farktan sonra şampiyon olabilmeleri çok küçük bir ihtimal artık.

Fenerbahçe ise maça beklediğimden kötü başladı. İlk 30 dakika boyunca neredeyse 3. bölgeye 1 defa falan geçtiler. Defanstan top çıkarmakta, orta sahada da top tutmakta zorlandılar. Birkaç pozisyonda Moses'in bireysel çabasıyla atağa çıkabildiler. İlk yarı boyunca duran toplar haricinde gole yakın pek bir pozisyonları yoktu. Ama ikinci yarı çok farklı bir futbol oynadılar. Bu da demek oluyor ki devre arasındaki konuşma takıma direkt etki etmiş. Değişikliklerle bereber ileride daha etkin hale geldiler. Özellikle Dirar-Valbuena ikilisi sağ kanattaki organizasyonların başrollerindeydi. Ve bu ikiliye ayak uyduran Soldado ve Zajc gibi isimler maçın dönmesinde önemli bir rol oynadılar. İlk golü bulduktan sonra hız kesmeden aynı tempoyla devam etmeleri çok önemliydi. Bu bölümde buldukları pozisyonların hemen hepsinden sonuç aldılar. Bu da maçın en kritik bölümüydü bence. 3-1'ken buldukları ilk pozisyonda gol gelmese belki de yavaş yavaş oyuna ortak olmaya başlayabilirdi Beşiktaş ama Fenerbahçe o bölümde art arda yakaladığı tüm pozisyonları değerlendirdi. Maçı çok kısa sürede 3-3'e getirdi. Eğer biraz daha sakin kalabilselerdi bu bölümden sonra 4'ü de bulabilirlerdi. Ama ilk yarıdaki skora bakıldığında yaptıkları işin ne derece büyük olduğunu görmezden gelemeyiz. Onlar için zor bir maçtı fakat buradan aldıkları 1 puan sadece 1 puan değil. Bu maçın verdiği özgüven önlerindeki diğer maçlara da etki edecektir.




Maçın Adamı:
Gökhan Gönül(Beşiktaş) - Nabil Dirar (Fenerbahçe)

Bu yazımda bir ilki gerçekleştirip maçın adamı bölümünde iki ayrı takımdan iki ayrı oyuncuya yer veriyorum. Yaz ve kış gibi çok farklı devreler geçirip, çok farklı skorlar gördüğümüz için maçı da ikiye ayırıp öyle değerlendirmek gerek diye düşündüm.

Gökhan Gönül maçın ilk yarısının adamıydı. Attığı golden önceki ataklarda çok istekliydi. Sonra golü buldu. Golden sonra ise penaltı yapılan oyuncuydu. İlk devre için maçı koparan oyuncuydu diyebilirim. Bunların dışında savunmada da çok istekliydi. Eski takımına karşı yüksek bir motivasyonla sahadaydı. Maç 3-3 değil de 3-2 bitseydi direkt maçın adamı olarak yazmam gerekecekti.

Nabil Dirar ise maçın dönmesinde en büyük paya sahip olan isimdi. Valbuena ve Soldado da çok iyi ve etkindi ama sağ kanattaki akınlarda başrolü oynayan Dirar'ın o bölgeye kattığı etkinlikle maçın döndüğünü düşünüyorum. İlk goldeki ortası çok iyiydi. Sonraki gollerin hepsi de bu bölgeden gelen toplardan oldu. Valbuena ve oyundan çıkana kadar Zajc'la iyi anlaştı. Kadroya geri döndüğü dönemden beridir çok iyi bir performans ortaya koyuyor. Bu oyunla kadroya ilk yazılacak isimlerden biri olmalı bence.


Maçın Hayalkırıklığı: Güven Yalçın

İlk yarı için düşünseydik bu bölüme Sadık'ı koyacaktım fakat ikinci yarı çok iyi bir performans gösterdi. Güven ilk yarıda takımına yeterince ayak uyduramadı ama takım, oyunu ve skoru aldığı için çok fazla önemli değildi bu durum. Ama ikinci yarı çok kötüydü. Devam eden etkisizliğinin üzerine kontraya çıkabilecekleri birkaç pozisyonda top ezdi. Bu da takımını daha da düşürdü. Kötü bir oyuncu değil ama bu tarz maçlarda daha etkin ve soğuk kanlı olursa ileride daha fazla şans bulabilir.


Oyuncu Değerlendirme: Miha Zajc

Çok üst düzey bir performans göstermese de bana göre iyiydi. İlk yarıda kullandığı duran toplar çok etkiliydi. Bu anlamda Fenerbahçe'ye katacağı çok şey varmış gibi gözüküyor. Sadece ortaları değil şutları da iyi gibi duruyor. Attığı golde içeriye çok iyi bir koşu yaptı. Vuruşu da orada yapılabilecek en iyi vuruşlardan biriydi. Şimdilik çok net bir şey söylememek gerek ama Fenerbahçe'ye yararlı olacak gibi duruyor.


Bu maçlık söyleyeceklerim bu kadardı, diğer yazılarda görüşmek dileğiyle.

25 Şubat 2019 Pazartesi

Maçın Ardından: Galatasaray - Akhisarspor



Spor Toto Süper Lig'in 23. haftasında Galatasaray evinde ağırladığı Akhisarspor'u 1-0 mağlup etti. Galatasaray'ın golü 90+4'te Kostantinos Mitroglou'dan geldi.

İlk yarı boyunca Galatasaray baskın oynayan taraftı. Belli bölümlerde Akhisarspor'un etkili olduğu kontralar vardı. Fakat ilk yarıda iki takım da buldukları pozisyonları değerlendiremedi. İkinci yarıda golü bulmak isteyen Galatasaray tüm hatlarıyla Akhisarspor'un sahasındaydı. Birçok pozisyon buldular fakat hiçbirinden yararlanamadılar. Ta ki 90+4'te Mitroglou'nun önüne düşen topa kadar. Bu pozisyonda golü bulan Galatasaray maçı 1-0 kazandı ve şampiyonluk yolunda bir haftayı daha kayıpsız geçmiş oldu.

Maç Yorumu:

Akhisarspor birkaç haftadır beklediği puanlara ulaşamıyordu. Bu maça da öncekilere oranla daha fazla eksikle geldiler. Ve maç onlar için çok zor geçecekti. Nitekim düşündüğüm gibi de oldu. Neredeyse tüm maç boyunca savunma yapmak zorunda kaldılar. Oyun daha çok kendi yarı sahalarında oynandı. İlk yarıda birkaç kontraları oldu fakat bundan da yararlanamadılar. Yine de maçı beraberlikle tamamlayabilirlerdi ama son dakikada kalecilerinin yaptığı hata ile bir maçtan daha mağlubiyetle ayrılmış oldular. Bundan sonraki süreç onlar için daha da zor olacak. Bence ligdeki takımlar arasında düşmeye en yakın kulüp.

Galatasaray ise maç boyunca çok etkindi fakat bekledikleri pozisyonlara ulaşamadılar. Ulaştıkları zaman da değerlendiremediler. İlk yarıda Luyindama'nın kafası ve Mitroglou'nun karşı karşıya pozisyonda topu kaleciye nişanlaması haricinde pek net pozisyon yoktu. İkinci yarı, ilk yarıya oranla daha fazla pozisyona girdiler. Özellikle Feghouli'nin ve Onyekuru'nun direkten dönen topları en net olanlarıydı. Son dakikada Mitroglou'nun golü gelmese kolay geçmesi beklenen bir maçta puan kaybı yapacaklardı.

Önceki maçlara göre daha farklı bir oyun stratejileri vardı. Özellikle kanatlardan yapılan ortalar diğer maçlara göre daha fazlaydı. Burada santrforda Mitroglou'nun olması etkili olabilir. Fatih Terim onun hava toplarındaki hakimiyeti kullanma amacındaydı sanırım. Ama istediklerini yapamadılar. İlk yarı ve maçın sonuna doğru olan Luyindama'nın kafa vuruşları haricinde pek bir gol pozisyonu gelmedi kanatlardan yapılan ortalardan. Luyindama'nın ilk kafası da kornerden gelen bir toptu zaten. Bunlar dışında havadan değil de yerden oynadıklarında daha fazla net pozisyona girdiler. Onyekuru ve Feghouli'nin pozisyonları da bu şekildeydi. Zorlanılan maçların belli bölümlerinde bu şekilde oynanabilir ama bence maç genelinde eski stratejileriyle ilerlemeleri daha mantıklı olacak gibi duruyor. Zira yapılan her ortada içeride Mitroglou tek kaldı. Bu Mitroglou'yla ilgili de değil, Diagne de olsa aynı olacak bu durum. Çünkü Onyekuru da Feghouli de böyle durumlarda içeriye kat edip, ikinci forvet gibi oynayamıyor. Zaten yapsalar bile hava toplarında fiziklerinden ve sıçrama yeteneklerinden dolayı yeterince şanslı olamazlar. Bu oyundan anca çift forvet oynadıklarında fayda sağlayabilirler.

Sonuç olarak şampiyonluk yolunda yara alabilecekleri bir maçı zor da olsa kurtardılar. Bu onlara büyük bir moral sağlayabilir sezonun geri kalanı için.




Maçın Adamı:
Kontantinos Mitroglou

11 olarak başladığı ikinci maçtı. Bence ilk maçına göre çok daha iyiydi. İlk yarıdaki golü kaçırmasına rağmen ikinci yarı çok etkiliydi. Özellikle çok iyi duvar oldu. Top alıp, top dağıttı. Onyekuru'nun pozisyonundaki pası çok iyiydi. Ve maçın son dakikasında da çoğu santrforun yapamayacağı şekilde akıllıca bir vuruşla golü ve galibiyeti takımına getirdi. Bana göre şu ana kadar ki performanslar göz önünde bulundurulduğunda Diagne'nin bir adım önünde.


Maçın Hayalkırıklığı:
Henry Onyekuru

Birkaç maçtır kötü bir futbol oynuyor. Bu maçta da aynı şekildeydi. Özellikle kendisinden beklenilen hareketliliğe sahip değildi. Bir net pozisyondan yararlanamadı. Birkaç tane de net olabilecek pozisyonda top ezdi. Fatih Terim'in 86. dakikaya kadar nasıl dayanabildiğini anlayamadım ama sonraki maçlarda 11'de görev vermemesi gerektiği düşüncesindeyim.


Oyuncu Değerlendirme: Onur Ayık

Elazığspor döneminde çok iyiydi. Daha sonra çok fazla ortalıkta göremediğimiz ama Elazığspor döneminden çok beğendiğim bir futbolcu. Son haftalarda Akhisarspor'da yedekten girerek etki yaratan biriydi. Eksikler dolayısıyla bu maça 11'de başladı ve bence iyi bir performans gösterdi. Marcao'yu geçip attığı şut çok iyiydi.Bu performansını devam ettirirse Akhisarspor için önemli bir koz olabilir. Tabii Akhisarspor'un da daha etkin oynaması gerek bunun için.


Bu maçlık söyleyeceklerim bu kadardı, diğer yazılarda görüşmek dileğiyle.

23 Şubat 2019 Cumartesi

Maçın Ardından: Rizespor - Yeni Malatyaspor



Spor Toto Süper Lig'in 23. haftasında Rizespor evinde ağırladığı Yeni Malatyaspor'u 3-0 mağlup etti. Rizespor'un golleri Chahechouhe, Muriqi ve Nakoulma'dan geldi.


İlk yarıda iki takımın da diğerine göre üstün bir oyunu yoktu. Fakat son vuruşlar skora etki etti. İlk bölümde Ahmet İldiz'in güzel şutunu Gökhan çok iyi çıkardı. Bundan birkaç dakika sonra Chahechouhe'nun golü geldi. Yeni Malatyaspor devre boyunca baskı kurmaya çalışsa da etkili olamadı ve ilk yarı 1-0 Rizespor üstünlüğüyle tamamlandı.

İkinci yarıya Yeni Malatyaspor etkili başladı. Yine Ahmet ile gol pozisyonu buldular fakat değerlendiremediler. Bundan birkaç dakika sonra Aleksic'in güzel şutunda yine kaleci Gökhan güzel bir kurtarış yaptı. Daha sonra Yeni Malatyaspor'da sakatlıklar baş gösterdi. Önce Erkan Kaş sonra da Mina sakatlandı. Fakat Mina sakatlandığında oyuncu değişikliği hakları kalmadığı için oyuna 10 kişi devam etmek zorunda kaldılar. Bu bölümden sonra da Rizespor çok etkili oldu ve önce 90+5 Muriqi, sonra da 90+8'de Nakoulma ile 2 gol bularak skoru 3-0'a getirdiler. Ve maç bu skorla tamamlanmış oldu.


Maç Yorumu:

Yeni Malatyaspor sakatlıklardan çok çektiği bu dönemde şanssız bir maç daha geçirdi. İlk dakikalarda Robin Yalçın'ın sakatlanmasıyla bir oyuncu değişikliği yaptılar. Fakat bu olumsuzluklara rağmen çok kötü de bir futbol oynamadılar. İki yarıda da pozisyonları vardı. Galibiyet zor olsa da en azından beraberlikle ayrılabilirlerdi sahadan ama işler istenildiği gibi gitmedi. Özellikle yenilen ilk gol bana göre biraz ekstrem bir goldü. Chahechouhe'nun muhteşem zekası ile skor 1-0'a geldi ki o
zamana kadar rakibe net bir pozisyon vermemişlerdi. Bu gol takımın moraline olumsuz anlamda bir etkide bulundu. İkinci yarı toparlansalar da şanssızlık yine devam etti. İki oyuncuları daha sakatlandı ve sonunda kırmızı kart görmeden 10 kişi kalmış oldular. Bu bölümden sonra da oyundan tamamen düştüler ve 2 gol daha yediler. Oyun olarak eksiklere rağmen çok kötü değiller ama puan kaybetmeye devam ediyorlar.

Rizespor ise transferlerden sonra çok farklı bir havaya büründü. Uzun zamandır çok iyi bir futbol ortaya koyuyorlar ve alt sıralardan hızla yukarıya doğru bir çıkışları var. Bu maçta da çok iyi bir futbol olmasa da istediklerine ulaştılar. Maça çok iyi başlamadılar ama son vuruşlardaki etkinlik maçı onlara getirdi. Özellikle Chahechouhe'nun attığı gol çok önemliydi. Ama ondan sonra skoru 1-0'da tutmak da en az onun kadar önemliydi. Maçın sonuna doğru rakibin 10 kişi kalmasını da çok iyi değerlendirdiler ve buldukları pozisyonları gole çevirdiler. Bu da 3 puanı 3 golle Rizespor'a getirmiş oldu. Zorlu süreçte bir galibiyet daha aldılar ve düşme potasından büyük bir adım daha atarak uzaklaşmış oldular. Bu oyunlarını devam ettirirlerse ilk 10'a girme ihtimalleri yüksek.




Maçın Adamı:
Aatif Chahechouhe

Rizespor'a transferinden beridir çok iyi bir futbol oynuyor. Resmen topu özlemiş gibi. Transferi hem Rizespor'a hem de Aatif'a çok şey katmış belli ki. Attığı golde çok akıllı bir vuruş yaptı. Gol sonrasında da etkili oyununu sürdürdü. Bir gol daha atabilirdi fakat direğe takıldı. Maç boyunca çok etkiliydi. Bu oyununu sürdürürse takımın en önemli oyuncusu olmaya devam eder.


Maçın Hayalkırıklığı: Fabien Farnolle

Biraz zor bir toptu ama ilk golü kurtarmasını beklerdim. En azından ligin ilk yarısındaki performansından bu izlenimi almıştım. Ama beklediğim gibi değildi. Gol sonrasında da birkaç hatası vardı. Daha iyi olsa şu an çok farklı bir maç yazıyor olabilirdim.


Oyuncu Değerlendirme: Azubuike

Geçen yılın en iyi oyuncularından biriydi. Eski takımına karşı karşı oynadı. Rizespor'un devre arasında Aatif'la beraber yaptığı en iyi transferlerden biri. Maç boyunca çok etkiliydi. Oyunun iki yönünü de iyi oynayan biri. Özellikle Abdullah ile iyi bir ikili oluşturmuşlar gibi gözüküyordu. Hücumdaki birçok pozisyonda ekstra işler yaptı. Takım arkadaşları da ayak uydursaydı skor daha farklı olabilirdi. Sonuç olarak çok iyi bir hamle yapmış Rizespor onu transfer etmekle. Rizespor bu zorlu süreçten çıkacaksa bunda Azubuike'nin büyük bir katkısı olacaktır diye düşünüyorum.


Bu maçlık söyleyeceklerim bu kadardı, diğer yazılarda görüşmek dileğiyle.